![]() |
||||||
|
|
"ÖĞRENEN BİLİR!" (OYUN-3 PERDE) Koca ve kalabalık bir kent! Kent yetişkinlerinin ezici çoğunluğu çocuklara karşı özensiz... Onlara karşı saygısız... İşte böyle bir kişiliğin iyi niyetli fakat eleştirici bakışı ön planda tutamayan arkadaşıyla bir çocuk parkını işgal girişiminin öyküsüdür bu... Çocuklar bu işgal girişimini yakın dostlarıyla dayanışma içinde geri püskürtürler... Öğrenmeden bilmenin olanaksızlığını ve işgal girişiminin beyhudeliğini gösterirler o saygısıza... Barışçılığın ne kadar büyük güç olduğunu da... Çocuklardan öğrenemeyenler, yaşamdan da öğrenemezler... Öğrenmeyen bilemez... ÖĞRENEN BİLİR! |
|||||
|
Fotoğraf albümüne buradan ulaşabilirsiniz... ►FOTO 2005 |
||||||
|
YILDIZLAR 2005 |
||||||
|
Bir Yıldız eğer vücudunu böyle maharetle kullanabiliyorsa O'nun yakasına sarılacak olanlar çok olur... Eh kabahat elbette bizlerde değildir... Sanat severler yakaya yapışan tiplerden oluştuğu için Lyra'nın sorumlulukları büyük olacak... Aslında oh olsun O'na... |
||||||
|
Bizim gezegenin talihsizliklerinden biri; meydan okumasını bilen insanların, her geçen gün azalıyor olmasındandır. Biz, O'ndan şimdi bunu öğreniyoruz. İşte istekli bir yıldızın neleri başaracağını görüyoruz. Görmek ne kelime birlikte yaşıyoruz. El ele daha çok yol alacağımızı bilerek mutlu oluyoruz. |
||||||
|
"Rafine bir kişilik nasıl olur?" sorusuna yanıt aramayın... O'nu tanıyan yeterli... Bu denli parlak bir yıldız olmasının tılsımı işte bu noktada yatıyor... Bu denli dengeli dinamikleri bir arada uyumla geliştirmek "deveye hendek atlatmak" gibi birşey değildir. O "deveye okyanus atlatıyor". Eski uygarlıklarda böyle bir kişilik herhalde zerafet ve özen tanrıçası ilan edilirdi... Bu daha doğru olurdu... |
||||||
|
"On parmakta on marifet" sözcüğünün ne denli sığ bir betimleme olduğunu O'nu tanıyınca anlıyor insan... Düzeltelim bu sığlığı... "Her parmakta on marifet"... İşte bu yıldızın şifresi bu... Dikkat ederseniz henüz parmaklarındayız... Fazla şey söylemeye de gerek duymuyoruz... |
||||||
|
Tuhaf bir yıldız. Örneğin dans mı ediyor yoksa resim mi yapıyor ayırt edene bravo... Doğrusunu, söylemek gerekirse O dans ederek resim yapıyor... İleride koca koca tablolar yapacak... O'na uygun hazır eser bulmakta zorlanacak öğretmenleri... O'nun için kolay! O'nu da kendisi yapıverir... |
||||||
|
Zordur takdirini kazanmak. Bunu başarırsanız duygusallığın nasıl sanata dönüştüğünü iki gözünüz ile izlersiniz. Dünyayı, M.S. 28.09.2001'de şenlendirdiğini biliyoruz. Sahneyi de şimdi şenlendiriyor ve uzun, çook uzun yıllar şenlendireceğini bildiğimiz için şimdiden kendimize övünç payı çıkartma telaşındayız... |
||||||
|
İşte şimdi şaşırdık... Nerden başlasam acep? M.S. 10.04.2001 tarihinde teşrif etmiş buralara. Hoş gelmiş sefa gelmiş de boş gelmemiş... Öyle donanımlı gelmiş ki ne halt edeceğimizi zaman zaman bilemiyoruz... Lafı uzatmadan meramımı toptan dökeyim ortaya. Grotesk bir balerin. Sözcüğün ne anlama geldiğini siz bulun. Yani bir tür balerin... Bitti. |
||||||
|
Kesinlikle çok keskin bir yıldız... Hani her şeyi kesen elmas gibi ama onun gibi sert değil. Tam tersi... Yerçekimi O'nunla ilişkisinde epey zorlanıyormuş diyorlar... Bale tekniğini de yakında kesecek... Dilim dilim edecek... Amacı kötü değil. O tekniği bizim tek tek inceleyebilmemiz için... |
||||||
|
Biz dünyalılarla ilişki kurarken sadece aklının onda birini kullandığı apaçık... Bizi sıkıntıya sokmamak için... Kaç ışık yılı öteden geldi bunu da bilemiyoruz ama biz dünyalıların sanat anlatışına sunacağı katkıların sonsuz olacağı sinyallerini veriyor... Güzel ruh, koca akıl... |
||||||
|
Genetik özelliklerinin bizde de olmasını isterdik. Kim bilir belki biraz da olsa vardır. Eğer onlardan biraz bizde de varsa; "ne olacak bu dünyanın hali" demeden "başarmak kolaydır" diyerek yaşamak olanaklıdır. Eh! Daha ne diyelim ki... |
||||||
|
M.S. 15.11.2000'li... Komşu yıldızla arası çok iyi. Sanırım dünyalılar O'nu keşfetmeden önce "Dayanışma Tanrıçası" olarak başka alemlerde var olmuş... Kaşlarını çattığı zaman herkes daha dikkatli olmalı... Aynaları seviyor... Simit dünyasının simitlerini de... Telaşı hiç bilmiyor... Bilmesinde... |
||||||
|
Kendi yakınında ortaya çıkan bir kardeş yıldızın adeta ablası sayabiliriz O'nu... M.S. 24.12.1999'lu. Şimdiden sorumlu bir yıldız sizin anlayacağınız... Başarmak adeta "kaderi" olacak. Bizim dünyamızda böyle "içli"lere sanatçı diyorlar... O, bilimle donanıyor... |
||||||
|
M.S. 07.09.2001'li. Dilimizi çok çabuk ve enfes öğrenmiş. İsterseniz ve tabi bir de O isterse; bir dinleyin O'nu. Hiçbir engel tanımaması çok doğal... Eğer düşünce sistematiğini öğrenebilirsek; çok şey öğreneceğiz ondan... |
||||||
|
O'nu da tanıyalı çok olmamış. M.S. 16.08.2000. Her şeyi o iri gözleriyle izleyip bir yerlere kaydediyor. Kaydettiklerini seviyor, kaydetmediklerini sevmiyor... Tüm maharetlerini şimdilik azıcık sergiliyor... Eee! Serde tevazu var... |
||||||
|
Kiminle ve ne ile karşı karşıya olduğunuz önce fark etmiyorsunuz... Işıklarını M.S. 12.05.2000'den beri yayıyor. Kaç ışık yılı öteden teşrif ettiğini bilemiyoruz ama oralarda dansçı eğitiminin ana karnında başladığını ondan öğrendik... Öğrendiğimiz bu gerçeği bir kenara yazdık... Bize kolay gelsin... |
||||||
|
Yeter ki sıkılmasın... Gülümseyerek bir şey yapıyorsa anlayın ki o yaptığı şey çok iyi olacak... Vücudunu avuçlarının içlerine bile alabilir isterse... Vücudunu rüzgar gibi estirir hiç çekinmeden... Sabırsız dünyalıları sevmeyebilir... Bizce haklı da... |
||||||
|
İşte karşınızda akıl, zarafet ve becerinin iç içe geçmiş olduğu parlak bir yıldız... Hep düşündük neyi eksik diye, bulamadık... Boşu boşuna yorulduk... Dünyamıza gelmeden önce varlık sürdüğü alem, sanıyoruz bir bütün olarak sahneymiş... Bizim sahneler O'nun için çok yetersiz... İcracı olamaz çünkü yaratmak gibi küçük bir engeli var... |
||||||
|
Öz disiplin, dikkat ve sistematize düşünüp uygulamak tüm yaşamı boyunca gelişerek sanatsal ürünlere dönüşecek... Büyük Usta, Rus balerini Vaganova'da sanırız o yaşlarda böyleymiş... Öz disiplin ve sorumluluk konusunda sorunu olan tüm dünyalılara severek yardımcı olur... Bundan eminiz... Denedik çünkü... |
||||||
|
Başınız derde girsin istemiyorsanız; O'nu ikna etmek zorundasınız... Bunun için mantık örgünüzün mükemmel olması gerek... Çevik nasıl olunurun tekeli... Duygusallığını bilimle harmanlamak üzere... Sürekli devrimden yana... Her konuda üstelik... Sahneleri sarsmadan rahat etmeyecek... Etmesin... |
||||||
|
Bir sorumlu yıldız daha... Kinetik tekniği deposu... Bozdurup bozdurup harcayacak... Yarın, O'nun yönetmeni olacak olana şimdiden kolaylıklar dileriz... Derinlere bakar, derin görür. Sığ suları sevmiyor anlaşılan... Bizce de öyle olmalı... Yoksa sanat olmazdı... Bunu ezbere biliyor... |
||||||
|
Çalışıp başarmak nedir, ne değildir öğrenmek isteyenler varsa; vakit geçirmeden O'nunla tanışmalı... Bu önerimiz ciddiye alına... Laf üretmeyi ve mazeret uydurmayı hiç sevmiyor... Çalışıyor, yapıyor, geliştiriyor... Kendi eksiğini tespit ederse eğer, onu tamamlamakla yetinmez... Mükemmele ulaşmazsa rahat etmez... |
||||||
|
O'nu 01.12.1994 tarihinde keşfettik... Bir süre sonra daha çok sayıda dünyalı O'nu izleyerek mutlu olacak. Bu herkesin hakkı olmalı... O da bu sorumluluğun farkında... Tembellik tüm insanlar için bir hak... O hariç tabii... Bu hakkını kullanamayacak... Çok çalışacak... Mükemmel olacak... |
||||||
|
Gök bilimciler O'nu 05.10.1992 tarihinde keşfetmişler... İyi de yapmışlar... O'nun sükuneti ancak bir sanatçıda bulunabilirdi... Tam isabet... Sıkılmaz... Darılmaz... Mütevazi... Sevecen... Tüm evrenesel sanatçılardaki özellikleri barındırıyor... |
||||||
|
O'nu tanıdığımız tarih M.S. 11.10.1990. Kararlılığın ne olduğunu bizlere yavaş yavaş öğretecek... Öğrenmeye hazırız... Sessiz... Asık yüzlülüğü unutursa her şey yoluna girecek... "Her şey yolunda zaten" der... Hiç itirazımız yok o zaman... |
||||||
|
Kayıtlarda M.S. 03.04.1994 tarihinde keşfedildiğini görüyoruz. Öğrenmek O'nun için kahkaha atmak gibi... Kahkahaları sessiz... Marifet O'nu işitebilmekte... Her geçen gün daha iyi... Bizi sevindiriyor... Çok kararlı... Daha da kararlı olacak... |
||||||
|
İsminle müsemma... Minor'u pek önemli değil de Leo tarafı önemli... Bu Leo'luk eşitsizliğe, adaletsizliğe ve sömürüye karşı... Dostluk, dayanışma ve tertemiz bir dünya için ise mırnav kedi... Dans artık O'nu bırakmaz... Habitatında artık hep var olacak... Ne iyi... |
||||||
|
Ciddiyet ise ciddiyet, otorite ise otorite... Kahkaha ise en sunturlusu... Daha ne olsun... Ağzından en çok duyulan sözcüğün "cano" olduğu biliniyor... Uzay bilimciler vermiş dil bilimcilerle başbaşa, bu çok manalı sözcüğün ne olduğunu çözmeye çalışıyorlar... Gancho'su çok tehlikeli... "Cano"su nasıl bilemiyoruz... Mutfağı enfesmiş... E-N-F-E-S! Tangosu da... |
||||||
|
Dayanışma, iyiye, güzele ulaşma arzusu bitip tükenir gibi değil... Uzayayken Arjantin'i iyi izlemiş, hatta bize sorarsanız uzun süre orayı göz hapsine almış... Sonra buralara inmiş herhalde... Şimdi o gözlemlerini pratiğe döküyor... İzleyin, ondan sonra hak verin bize... |
||||||
|
Anlayış, hoşgörü, içtenlik, nezaket, melikeliği sanıyorum böyle oluyor... Ya da; "yürüyen hoşgörü" veya "konuşan nezaket" derseniz de hemen O'nu kastettiğiniz anlaşılır... Başlı başına bir kültürel kaynak... Tüm bitkileri sevdiği ortada... Kaktüslerle O'da yakından ilgileniyor. Yaşamın diyalektiği budur. |
||||||
|
Bu isime dikkat edin... Bu isim de, bir dayanışma ve hoşgörü nehri... Okyanusu da diyebilirsiniz elbet... Ne öğretmekten ne de öğrenmekten usanmadığını bilmeyen yok... Dinamo mübarek... Güneş enerjisi ile idare ediyor... Bizce psikolojiden ziyade felsefeye meftun... Şimdi dansın felsefesini sıkıp suyunu çıkartacakmış gibi geliyor bize... Geç bile kaldı... Ey tango çekeceğin var bilesin... Bizden söylemesi... |
||||||
|
Titizlik ve öz disiplin... Eeee... Güler yüz... Mahçubiyet... Hepsini toparlamış, kırıntılarını bile bırakmamış ortalıkta... Bir de büyüsün görün siz O'nu... Şimdi yavaş yavaş sanatın içine doğru yürüyor... Yürümekle pistler aşılmaz... Bir de kedileri köpekleri severse daha da nitelikli olacağı kesin... |
||||||
|
Kendisini bir güzel dünyalıymış bibi yutturur... Sonradan kanının hem renginin hem de bileşiminin ne olduğunu öğrenirsiniz... Ve dünyalı olmadığını anlarsınız... Kanı sarı-lacivert... Biyolojik yaşına aldırmayın... Kızı O'ndan iki yaş büyük... Kimlik kartı taşımasın... Gülümsesin yeter... Hep böyle kalsın... |
||||||
|
Bizim dünyaya yerleşmesi esnasında bazı teknik sorunlar yaşadığını söylüyor gökbilimciler... Dünyalıların dilini iyi öğrenmiş olduğu ortada... Buraların söylencelerini bilemediğimiz diyarlardaki dillere aktarmada tepeden tırnağa maharet... Şimdi dansın diline taktı... Hayrı alamet değil bu... O'da beyaz sıvıya meftun... Kim değil ki... |
||||||
|
Dünyaya inmeden önce yaşadığı ortam soğuğuyla meşhurmuş... Ama kendisi zarif ve sıcak... Kendisini tanımıyorsanız, Buenos Aires'liyim diye yutturur. Hem de sokağın adını şıpın işi söyleyerek... İnanmazsanız tangoyla sizi ikna ediverir. Hayatı seviyor, hayatta O'nu... Yaşamın hakkını verenlerden. Güler yüzlü, öz disiplinli... Gani yüreklilerden... Mutlu olmayı beceriyor. Hep de becersin... Bakarsın bizlere de bulaştırır... |
||||||
|
Bizce bir zarafet örneği... Yüzünüze baktığında (ki hep tebessümle bakıyor) "işte iyi bir dost" dedirttirir. şiiri sevdiğini biliyoruz. Sevmeseydi şaşardık... Biz dünyalıların en zor ve güzel dillerinin şifreleri O'nda kesin... Birkaç tanesini döktürüyor. kaktüsü sıksa suyunu çıkartır... Sonra... Sonra da o suyu fermente eder ve afiyetle içer... İşte sohbetine de bundan sonra doyulmaz sanırız... Öğreneceğiz... |
||||||
|
Bu yıldızı kimse mitolojik öyküsüyle düşünemiyorsa; O'nu yakından tanıyarak sorunu çözebilir. Enerji toplamak için midir, yoksa hoş olmak için mi bilemiyoruz ama beyaz bir sıvıyı kana kana içiyor... Sonrası mı? Boşuna mı yakından tanıyın dedik... Kulaklarınız ve yüreğiniz bayram edecektir... Dostluğunun lezzetine varanları tiryaki yapar... Gözünü kırpmadan üstelik... |
||||||
|
Bir kanarya sever. İleride bir dans ustası olacağı açık... Yıllarca topa tokat attığı için eli oldukça ağır olmalı... Ancak "kanarya" gibi barışçı... "Kanaryam gibisin zarif ve ince" yüzünden tangoya başladı ve bırakacağa benzemez... Etrafına güven saçıyor. Dedik ya kanarya sever diye... Dans dışında hiçbir şey ile ilgilenmek istememesi tek eleştirilecek yanı... Her güzelin bir kusuru olur canım... |
||||||
|
Öğrense mi yoksa öğrenmese mi? Yapsa mı yoksa yapmasa mı? Tam bu noktalarda tahterevalli oynarken bir bakıyorsun yapmış... Bir bakıyorsun öğrenmiş... Bu dünyada yapacağı çok şey var. Öğrendiğini öğretiyor. Parlasa mı yoksa parlamasa mı? Yani parlayacak... Habire acıkıyor... Acıksa mı yoksa... İşte o yok... |
||||||
|
Bu yıldız da isminle müsemma... Bir özdeyişi revize ediyoruz. Bile bile revizyonist olacağız ama olsun... "Keskin zekanın küpüne zararı olur". Ancak başında öyle biri var ki o küpe zarar gelmez... Bu genç yaşına rağmen elinde çok insan yetişti... Bizim bunu fark ettiğimiz O da fark edecek... Hele etmesin... |
||||||
|
Yine isminle müsemma bir yıldız... Her an aklını peynir ekmekle yer... Her an da bundan vazgeçer... O'nun başında iyi kötü biri var ve O aklını yemek üzereyken O'nu yer... Çok çalışacak ve memleketin en iyi hocalarından bir olacak... En iyisi olacak gibi... Gün doğmadan kalkıp güneşin doğuşunu seyretmeyi seviyor... Sabahın o ilk saatlerine bayılıyor... Sorsan "genetik alışkanlık" diyor... |
||||||
|
Antik Mısır'da yaşasaydı ahali O'nu dans tanrıçası Hathor ilan ederdi... Ancak Mısır derhal ikiye bölünürdü... Ahali'nin diğer yarısı O'nu "telaş" tanrıçası yapardı... Sonunda anlaşırlardı ve "Telaşlı Hathor" diye çağırırlardı O'nu... Bu işin ustası... Çocukları hiç sevmez... Hayvanları hiç sevmez... Denizi hiç sevmez... Adaları hiiiç sevmez... Burgaz'ın da küçüğünü hiç sevmez... Dansı da sevmiyor... "Akıl bağımsız, eylem özgür"cülerden... Üç zaman içinde memleketin en sevilen, en usta öğretmeni olacak... Çocuklar da O'nu sevmiyorlar... Oh olsun O'na... |
||||||
|
URSA MAİOR
Ümit AYAZ |
URSA MİNOR
Gülşen SEFER |
PYXİS
Ali GÖK |
HYDRUS
Banu GÖK |
|||
|
Dörtlü Takım Yıldızı... Parayla oynuyorlar hergün... Hem de o kadar büyük paralar ki; akıllara seza... Her gün daha fazlasıyla oynuyorlar... Mutluluğu dansta buldular... Mutlu dans ediyorlar... Hep mutlu olsunlar istiyoruz... Dansın sonu yok... Mutluluk da sonsuz... Evren de sonsuz... Evren durdukça mutlu olacaklar... Çünkü Dans edecekler... |
||||||
|
COMA BERENİCES
Handan MORGÜL |
CORONA AUSTRALİS
Müge SENCER |
CORONA BOREALİS
Serap AY |
||||
|
Üçlü takım yıldız... Adım, ritim, figür estetik... Bunlar bu kadar mı sevilirmiş öğrendik... Bir süre sonra eğer bu öz disiplini bozmazlarsa yandı dans pistleri... Yanılmadığımızı biliyoruz... Eh! Bu kadarını da bırakın da bilelim yani... |
||||||
|
► Başa Dön |
||||||
| Halaskargazi Cad. No:182/2 Osmanbey - Şişli - İSTANBUL Tel: (212) 219 4548 info@sirmabaledans.com | ||||||