![]() |
||||||
|
"ODYSSE 3007" (POSTMODERN MASAL OYUN - 3 PERDE)
Mavi gezegen döne döne yoluna devam ediyor… |
|||||
| Fotoğraf albümüne buradan ulaşabilirsiniz... ►FOTO 2007 | ||||||
|
YILDIZLAR 2007 |
||||||
|
|
||||||
|
|
||||||
![]()
CARİNA Gözde YILDIZ |
||||||
|
|
||||||
PAVO
Nehir AĞAOĞLU Sanki öğretmişsin bilimin nasıl doğduğunu… Bilimin anası merak… Gerçi soranı, öğreneni yurdum pek makbul kişilik olarak görmez… Böyle kişiliklerin çoğaldığını düşünün… Ne hoş ülke oludu buralar. Bilim gibi sanatın yolu da “merak” taşlarıyla döşelidir… |
||||||
İNDUS
Ada YALIÇBir adalı Ada için nasıl yazar… Cevap: Büyük bir keyifle… Annesini de, babasını da tebrik etmek gerek. Bu ne güzel isim, bu ne güzel bir soyutlama… Gelelim Ada’ya… Ben şimdiden rahatlıkla O’na “sanatın kapısı” mahlasını yapıştırayım. Hiç kuşkum yok… Yaratıcılığı bir ada zarafetiyle doğru orantılı olacak… |
||||||
LEPUS
İklim Bade TEKEROĞLUAl sana bir adalı daha… Kedileri, köpekleri, denizi, envai çeşit ağacı, çiçeği, martısı, kargası ile adada mutlu, bahtiyar… Zaten orada sanatçı olunur. Niye olmasın… Boş mu dursun yani? |
||||||
LUPUS
Hazal ÜNLÜLatinci… Tek yorulmayan yeri (yeterki olanak bulsun) çenesidir. Neler anlatır hiç öngöremezsiniz. Önce aile sırlarından başlar işe… Ergün’ün en sıkı eleştirmeni… Ergün’ün her fırsatta uyuduğunu gerine gerine anlatıyor. Egemen’in tüm maceralarını da… Gelecek yıl dansın tekniğini anlatacak önüne gelene… Bir dinleyen bir de dinlemeyen pişman… Bir ömür anlatsın… Hiç susmasın… |
||||||
DELPHİNUS
Duru KALKAVANİsminle müsemma… Dupduru… Bu yaşta her şeyi hem doğru algılamak, hem de doğru hatta üstüne üstlük estetik icra etmek zordur. Bu bir genellemedir elbet… Fakat O bu genellemenin dışında… Daha da geliştiğinde siz bir de o zaman seyredin O’nu… |
||||||
BETRİA
İklim Berfin KAYARBir yanıyla Hazal’ın ve Diogenes’in hemşerisi. Yani var bir şey bu Diogenesgillerde… Klasik baleci olarak doğurmuş anası O’nu… Tepeden tırnağa klasikçi… Üstelik o bunun bilincinde fakat çok doğal olarak herkes bunu fark edemez. Yorumlarıyla bu durumu eleştiriyor. Sabırsızlardan… Yani hem klasikçi hem Diogenesgillerden… Lafı uzatmanın anlamı yok… O’nu izleyin ne dendiğini anlayacaksınız… |
||||||
MİRA
Eftelya YÜCELAlın size daha işin başında olmasına rağmen bir minik sanatçı. Kabına zor sığar… Çok kısa zaman içinde öyle şeyler başardı ki hepimizi şaşırttı… Arkadaşları da O’nu seviyor… Önünde epey bir yol olmasına rağmen o yolun uzunluğu ve yoruculuğu hiç sorun değil… |
||||||
GİEDİ
Özlem EDEYaşının en mükemmellerinden… Sevgiden köklenen “ihtiras” nedir diye merak eden varsa hiç vakit kaybetmeden tanışsın onunla… Sevdiği her şeyi büyük bir “ihtiras”la ve “ihtimam”la ele alıyor… Derin bir bakış açısı ve cesareti var. Kendisini bir balerin olarak kabul ediyor. Tartışmasız öyle, ancak birkaç fırın ekmek yemek (bu hiçbir zaman balerinler için böyle olamaz ama hiç olmazsa lafın gelişi olsun) zorunda! Bir “ömeti” var onunla ara sıra yemeğe çıkıyor.. Bir de şirretlik yapmayıp yatılı misafirliğe gitse O’na… Gel keyfim gel… |
||||||
LİBRA
Defne ERNEK O’nu bizlerin eline getirene, düzenli ve disiplinli okula taşıyanlara yani Mahmud’a Nimet anneye “tekeşşür” ediyoruz… Bu “tekeşşür”ü Defne’den öğrendik. O’ndan o kadar şey öğrendik ki… Öyle geniş mantığı var ki, onun dışına çıkmak resmen saçmalamak olur… Evet savımızda ısrarlıyız ve fikri takibimiz gayette kuvvetlidir. O bir nihilist..! Size usul usul baksın bunu anlarsınız. O bir Mozart’çı nihilist! Gece gündüz Mozart dinleyen, kulağının ve ruhunun kıymetini bilen bir Stirner’ci de O… Yani nihilistliğinin yolu da kendine özgü… Daha ne diyelim… O gülsün, koca gezegen kahkaha atar… Bu kız uzaylı falan mı acep?.. |
||||||
CAPRİCORNUS
Aynur ÇUKUROĞLUKendini dans bilimin güvenilir bağrına bıraktı… Yüzündeki sürekli tebessümün nedeni bu… O’nu tüm öğretmenleri ve arkadaşları çok seviyor… her şeyi tane tane ve eksiksiz öğreniyor… Daha çok çiçekler açacak… Enfes bir yüreği var… Bir de benzersiz gülücüğü… |
||||||
KORNEPHOROS
Doğa Can SADAKİsmi gibi güzel, zarif ve naif… Modern ifade dansına doğru yüzünü çevirme aşamasının sınırlarında… Balede de neoklasik gülümsetiyor onu… Kendi kendine bile gülümseyebiliyor. Kendi kendini bile eleştiriyor. Güzelliği, zarafeti ve naifliği, yani bu kişiliğiyle üretken bir sanatçı olacak… Mutluluk saçar böyleleri… |
||||||
MUSCA
Selin TAŞKIN Eren’in ablası… Eren dediğimiz de düz duvardan yukarı tırmanan, tatlıyı çok sevdiğinden kendi lezzetini de oradan almış biri… Bir küçük adam… Eren’in ablası olmak zor zanaat… Artık vücuduna hakim olmaya başladı… Yorum potansiyeli ise sınırsıza yakın… O küçük adam rahat bıraksın daha neler yapacak bu abla görün siz… Gerçi numaranın bini de bir para ama ne yapsın kolay mı abla olmak?.. |
||||||
LEPORUS
Özge TURUNÇBizim fakirhanenin en numaracılarından biri… Saniyenin binde biri kadar bir zamanı olsun yeter O’na… Bin numara bu zaman dilimi içinde garanti. Gülerek dans etmek maharettir… O bu konuda mahir… Bunu bir ömür maharetle sürdürsün… Bütün anneler gibi bir annesi var… Her zaman yanında ve enerjik… İkisi çok iyi bir ekip oluşturmuşlar… İşte orada numaraya yer çok yok… Tayyarın elinden çıkma olduğu belli… Dantel gibi dokunmuş… Çok iyi yolda… |
||||||
ASTOPE
Louise JUNGEbru öğretmeni üzmemek için elinden geleni yapıyor. Aslında en çok ismini burada anmayacağımız sakallı-saçlı bir öğretmeni var O’nu seviyor… Ancak Louise’ye tüm öğretmenleri çook seviyorlar… Hem neoklasik baleyi hem de modern ifade dansı denizinde yelken basmayı öğrendi… Bu yolculuk sonsuza kadar sürecek… |
||||||
DRACONİS
Duygu Aysu SOKULLUOĞLUHınzırlar kraliçesi… Elinde pabuç şeytanın üstüne gitse o koca şeytan Birleşmiş Milletler’e sığınır. Sığınır da ne olur onu bilemeyiz… Kimse “kaderinden” kaçamaz… çok iyi değil, mükemmel olmak zorunda… Eğer öyle olmazsa bunu biz kabul etmeyiz… Ancak bizden önce de O kabul etmez… Yani, hangi asgari müşterekte birleştiğimiz ortada… |
||||||
SERPENS
Ebrar Piros ÖKTENÖyle bir hanede filizlenmiş ki, orada sevgi, saygı ve sorumluluk hayatın olmazsa olmazlarından… Orada sevgi, saygı ve sorumluluk oksijenden daha kıymetli… Orada filizlenirse bir çiçek nasıl olur? Enfes olur, güzel kokar ve hep bakımlıdır… Bu çiçek de işte böyle serpilecek, bu temelde bir sanatçı olacak… |
||||||
CİRCİNUS
Elif Su YILDIRIMDayanışma O’nun karakteri. Tüm arkadaşlarıyla birlikte çalışma sürdürmek O’nun için müthiş bir şey… Bunun tadına varıyor. Nerede zorlanıyorsa al al oluyor… Zorlanma onun tüylerini diken diken ediyor… Ayrı bir haz O’nun için… Telaşsız yoluna devam edecek ve kendi kararlarını da kendisi alacak… Nede olmasa “o” suya değdi dudakları… |
||||||
DORADO
Nur Sima DEĞERNicel birikimin nitele dönüşmesi konusunda araştırma yapanlar O’nun izini sürselerdi bu onlar için bulunmaz bir olanak olurdu… Felsefe ders kitaplarının konuyla ilgili bölümü gibi... O bölüm en iyi onunla anlaşılır… Arap atları da böyle tanımlanır… Koşunun başında sanki yok, sonunda ise at değil yel mübarek… Bu da dansın yeli olma yolunda… Esecek duracak… Essin!.. |
||||||
DRACO
Şimal YURTSEVERKendi şimal ancak Kuzey’in de ablası… Kuzey dediğinde bir garip uşak, beline bağlamış ibrişim kuşak… Bu Kuzey denilen talihli delikanlı böyle bir klasik balerinin kardeşi olmanın keyfini sürdürür durur bir ömür… şimal abla harikulade bir klasikçi… En yakın arkadaşı gibi… Onun kim olduğunu O biliyor… İşte gülerek bale yapanlardan biri de bu abla… Bakmayın birkaç dişinin eksik olduğuna, onlardan başka eksiği yok… |
||||||
CORVUS
Pınar TEMİZERBu da Arda’nın ablası… Arda dediğin de bir garip adam… Anaokulunda Güvercin evde şahan… Bu balerinin de dansı gülümsemeli… Gülerek dans eden tekniği çıtır çıtır yer. Yani gıdasını teknikten alıyor… Başaramamak yazmaz kitabında… Duygusallığını büyük beceriyle kontrol altında tutmayı başarıyor… Duygusallığının tadına bireysel olarak varıyor… Soruları hep felsefik… Bravo bu ablaya… Bravo bu küçük sanatçıya… |
||||||
Selin
Ceydasu ÇELEBİNerede olursa olsun bu grubun doğal üyesi… Ürkütücü bir bale tekniği var… Waganova kılıklı… O’nun varlığı ve arkadaşlarının, öğretmenlerinin onunla birlik oluşturduğu sevgi tsunamisi mesafeleri de ezip geçti, o muhteşem dinamiğiyle… Haydi biraz felsefe yapalım… Uzak, uzak bile değildir… Kimileri burnunun ucundakini duyumsayamazlar… Hepimizin gözü üzerinde… O bizim Antalya’ya yaptığımız sanatsal bir kalkınma yardımı… Antalya O’nun kıymetini anlaya ve bile… |
||||||
NORMA
Hülya OCAKZarif bir balerin… Klasiğe ve neoklasiğe daha yakın duruyor. Cin gibi bir kardeşi var… İsmail çok yaramaz ama… Ancak İsmail çok da güzel… Ablasını da çok seviyor… Bu abla tüm zarafetiyle en zor olan şeyleri başarıyor. Başarırken zorlanıyor doğal olarak ama bunu bir tek o biliyor… Öğrendiklerini öğretmeyi de başaranlardan. Yani gümbür gümbür geliyor… |
||||||
PİSCES
Ayça Nur YÜKSELİlayda’nın ablası ve muhtemelen de siparişi verilmesi tüm okulumuzun da sıkı bastırması sonucu garanti altına alınan ve ismi yine muhtemelen Durmuş Souza olacak olan erkek kardeşinin de büyük ablası… şimdi aile soy kütüğünü bir kenara bırakalım ve dönelim bu büyük ablaya… O birkaç yönü olan bir küçük sanatçı. Öncelikle bu yıldızımız bir Kaligrafi sanatçısı… Öylesine yazı yazmak çok zordur… Bu yıldızımıza öncelikle kaligraf dedik ancak O daha öncelikle bir balerin… Tekniği, tarzı, yorumlarıyla bu işi sırtlamış götürüyor. Kendi grubunun yaşça küçüğü ancak sanatsal açıdan bakıldığında herkesin eşiti… İlayda’ya gösterdiği sevgiyi Durmuş Souza’ya (veya Durmuş Roberto’ya) da göstereceğinden eminiz… Babası da kendisi gibi sevimli bir haşarı… Annenin işi zor anlayacağınız… |
||||||
TUCANA
Pınar GENÇNam-ı diğer “Kaytarmacı”… Sen O’na bir iş buyur O sana akıl versin. Gelelim bir başka boyuta. Bir ifade ustası… Hem çenesiyle, hem jest ve mimikleriyle, hem de tüm vücuduyla… Ancak bu yıldızımızın tüm soyu sopu da sanatçı… yani armudun arka mahalleye düşme şansı yoktur netekim… şimdi tüm dünyaya duyuruyorum ve en kısa zamanda da emeğinin ürünlerini sergilemesini de beklediğimizi bilmesini istiyorum: Bu yıldız şimdi Keman’a da başladı... Biz sabırlı değiliz bunu bilsin… |
||||||
SCORPİUS
Burcu Eylem SANCAKTARNam-ı diğer “Numaracı”… Tüm vücudunu böyle kontrol edebilen insan sayısı azdır bu dünyada… Nasıl numaranın bini bir paraysa maharetin de bini bir para… Paçalardan maharet akıyor… Yorumla dediğinde klasikçi kesilir, klasikte de modernci karaktere bürünür şıpın işi… O sırada nasıl esiyorsa aklına haspanın öyle yapar her şeyi… Eh bu söylenilen şeylerin altından kalkmakta herkesin harcı değildir… |
||||||
ORİON
Peri Basharat REZAEİBaba, anadan doğma dansçı, ana ise aynı şekilde… Sorarım size bu çocuk ne olacaktı ki? Artık O bir genç balerin… Ancak yine de çocukluğunu terk etme taraftarı değil. Bence de olmasın… Artık hem kendine özgü tekniği var hem de kendine özgü aksanı… O’nu izlemeye doyamayacak olanlar çok olacak… Aslında bu kendi kabahati… |
||||||
PİCTOR
Zehra Yaren KILIÇKılıç balığı Eren’in ablası… Bu adam ne kadar kuduruksa abla da o oranda sanatçı karakterde… bale tekniği ve estetiği harikulade… Gelecek yıllarda özel bir hayran izleyici grubu oluşturacak. “Sahnede dursun yeter” cinslerden… Ana baba da öyle usta dansçı olunca bu böyle tezahür ediyor hep… Hem klasik, hem neoklasik hem de modern ifade çizgilerini üstün bir estetik ve yorumla ele alıp icra ediyor… Hem kendine hem de tüm çevresine karşı çok saygılı… Saygın bir kişilik… Saygın bir sanatçı… |
||||||
ALPHA
LUPİ Yasemin KÖKERSöze nereden başlamalı pek bilemiyorum… Hakkında bir şeyler yazacaksanız çok zorlanırsınız… o yaşına rağmen tüm taşlar yerli yerinde… Boy-pos, endam, bilinç, algı, soyutlama gücü, müzik kulağı, drama boyutu, sevimlilik, içtenlik, genç kızlık, çocukluk hepsi bir arada ve kuyumcu terazisiyle tartılmış gibi dengeli… Bale tekniğiyle daha çok yeni tanışmış olmasına rağmen her şey yolunda… En zorlandığı şeyleri o pırıltılı zekasıyla basite indirger… Hiçbir şeyi gelişigüzel yapma taraftarı değil ve asla yapmaz… Gelecek yıllar ortaya koyacağı ürünlerle tozu dumana katacak… |
||||||
GATRİA
Yağmur Berfin TANRIVERDİBizim fakirhanenin ikinci numaracısı… Zaten çok yakın arkadaşlar… Çok duru bir kişilik… Fırtınalı bir zekanın buluşmuş olduğu bir vücut… Arkadaşlarından epeyce bir zaman sonra başlamasına rağmen bale tekniğini ve bu tekniğin mantığını kavradı ve bunu kendi malı haline getirdi… Yapısal özellikleri eleştirel bire sanatçı karakteriyle o denli paralellikler gösteriyor ki hiçbir şey O’nun için imkansız değil… Tuttuğunu koparmaması çok zor… şimdiden bir sempatizanı var… Eh sevgiyle bakılamayacak gibi bir küçük sanatçı değil ki… |
||||||
RANA
Öyküm Ece ALTANBir ateş parçası… Az zamanda çok işi hiç bunalmadan başaranlardan… Ne kararlı bir kişiliği olduğunu fark edemeyenleri utandırır. Kendi utandığı zaman nar gibi kıpkırmızı olan o ay parçası suratı kendisine ayrı bir boyut katıyor… Heyecanlandığında, sevindiğinde de aynı renkte o surat… Isır kopar o yanağı diyor şeytan insana… O ne sevgi dolu bir balerin bir bilseniz… Çok kısa zamanda daha da mükemmel olacak… Bunu kimse engelleyemez… Her konuda başarılı olacağı gün gibi ortada… |
||||||
APUS
Berna SÖNMEZO’nun için ne yazsak az… Bizim fakirhanenin ilk göz ağrısı… Gerçi o hala bunu anımsayabiliyor mu bilemiyorum… Minicikti şimdi artık bir genç kız oldu… Birçok yanı çok doğal olarak değişti… Oldukça gelişkin bir şahsiyet oldu… Sahne deneyimi de doğal olarak sürekli artıyor… Ancak artık kollektif ekip disiplininin yerini bireysel öz disiplin almak zorunda… Bunun farkında. Bunu fark etmekle uygulamak arasında da önemli bir fark var… Kolay değildir öz disiplini yaratmak… Her yurdum insanı gibi bir miktar kaytarmacı. İşte bunun panzehiri öz disiplindir… Bu yıl çok çalışacak… Bu müjdemi sevecek mi bilemiyorum… Sevmese de sevecek… Balerin, yaratıcı bir sanatçı olmak için büyük bir istek, derin bir sevgi ve çelik bir öz disiplinle ve bir ömür çalışmak gerek. şimdi bunu öğreniyor… |
||||||
ARİES
Belgin SÖNMEZAblalar hep dezavantajlıdır… Gerçi o abla olmasa da bu böyle olacaktı… Bir evin dört kızından biri… Ancak en cadıları Berna olduğu için hepsi dezavantajlı… Çok tehlikeli bir yaşta… O yaşta “akıl başta” olmak kolay değildir. Zor olanı başarmak zorunda... Aslında bu zorluğun geçici olduğunu bilmesi gerekiyor… Zorlukların hepsi zaten geçicidir… Onlar karşısında yılgınlık göstermeye kalkanlarla saç saça baş başa dalaşırız… Buna dikkat edile… |
||||||
OPHİUCHUS
Nazlı GENÇMuhterem büyüğümüz hakkında kalem oynatmak zor iştir… Bu memleket böyle Müdürler sayesinde “Muasır medeniyetler” seviyesine yükselecektir. Telaşa mahal yok… Kimse karartmasın enseyi… Varsa böyle Müdürlerin işler kötüye gidemez… Müdür olmasına rağmen böyle alçak gönüllü bir insan tanımamıştır bu geniş coğrafya… O’nu yolda görseniz sıradan bir memur zannedersiniz… Bu tevazuun önünde derin bir saygıyla eğilmek düşer insanlığa… Tüm eşi dostu O’na layık olmak için var güçleriyle çabalayacaktır… Ne demiş şair; “Vatan gayur insanların omuzlarında yükselir” |
||||||
PHONEİX
Veysel GENÇDeğerli muhterem müdürümüzün eşi olduğundan dolayı ne kadar övünse azdır. şanslı bir insan olduğu ortada… Veysel hocanın bunun sorumluluğunu da hissederek büyük bir keyifle yaşaması, mutluluğu, bahtiyarlığı taçlandırılmış bir insan olarak varlığını sürdürmesi her kula nasip olmaz… Ancak Veysel Hocam gibi bir sanatçının ve rafine bir insanın da yaşamında yer almak her müdüre nasip olmaz… O’nun dostu olmak ta çok kıymetli… Bunun kıymetini bilenlerdeniz… |
||||||
PYXİS
Haluk SIRMABaşta kediler ve köpekler olmak üzere tüm hayvanların yakın dostu… Denizi, güneşi, bisikleti, atariyi, bilgisayar oyunlarını, futbolu, basketi sahiden sever. Ağzından bir gün içinde en az yüz kez “Dış,dış” diye sesler duyarsınız ancak bunun ne anlama geldiğini henüz kimseye söylememiştir… Denizay diye bir çağdaşıyla daha doğrusu bir klonlamasıyla tanıştı ve birbirlerini çok sevdiler… Hık deyip birbirlerinin burnundan düşmüşler adeta… Sevdiği işi bıkıp usanmadan yapar… Başında öyle bir operasyon ekibi var ki bu O’nun için iyimi kötümü bilemem… Bir baltaya değil bin baltaya sap olmak zorunda… Usta işi dans ediyor… Drama yanını da aynı ustalıkla akıtıyor… Daha yolun başında ancak memleketin en yetkin dans ustalarından bir olacak gözüyle kesin bakabilirsiniz O’na… |
||||||
COLUMBA
Roshan BASHARATTango hınzırı… Hep partnerini şaşırtıyor… Gerçi partneri de az değil… Kırmız kartlık kesmeleri var… Çevirmenliğe geçen yıl başladı ve 1 yılda 1,5 sayfalık bir çalışmayı başardı… Bir empati ustası ancak zaman zaman bir yanardağ profili de verebiliyor… Gerçi biz bunu mailece yeni keşfedebildik… Nasıl ve ne zaman bu noktayı kavradık bu konuda resmi bir açıklamayı kimse bizden beklemesin… Ser verip sır vermeyiz… Ancak O bilir bunu… Yani ne demek istediğimizi O anlar… Bu da yeter bize… Okur okumaz sinir olacak… Olsun!... |
||||||
CRATER
Meral KILIÇSıkı bir Tangocu, sıkı bir anne, sıkı bir dost… Sıkı bir hayat arkadaşı demedik çünkü bunu Erdal’ın yüzünden okuyun istedik… Usta işi dans eden bir Tango sanatçısı oluverdi… Bize eskilerin “değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” saptamasını yaşayarak hatırlattı… Bravo O’na… |
||||||
LEO
Erdal KILIÇKızı ve hayat arkadaşı yani iki sanatçının tam ortasında yaşamak oldukça keyiflidir O’nun için herhalde… Eh tabii bir de bir afacan Kılıç balığı varsa yanı başında gel keyfim gel… Eş ve çocuk durumundan sanatçı olmak kolay bir şey değildir… O bunu büyük bir keyifle başardı… |
||||||
PERSEUS
Farhazat REZAEİÇarşı grubu ideologlarından olduğu söyleniyor ancak O bunu hala resmi olarak doğrulamadı. Ancak O şimdi yaralı bir kartal… İki ayaklı bir siyah-beyaz düalizmi… Rövanşist bir yanı da var ve bundan dolayı da çok sabırlı… Artık yeni sezonu bekleyecek çaresiz… Tango, kokoreç ve tekila arasında hiçbir seçim yapmayacak kadar büyük yürekli… Evde kartal besleyememek ise O’nu derinden üzüyor… Bu yanını BJK TV ile doyurmak zorunda… Buna da şükür canım… Kendine özgü bir dans stilini oluşturdu… Yani zor bir şey başardı… ABD turnesine hazırlanıyor… Oradaki dans pistlerini ağlatmak niyetinde… Ağlatır mı ağlatır… |
||||||
SAGİTTORİUS
Ahmet Fethi YILDIRIMÇalışkanlık O’nun karakteri… Oto didaktiklikte öyle… İradesi de güçlü, ayakları da… Her şeysiz yapar Tangosuz yapamaz artık… şimdi emprovize dans etmeye de başladı ki bu hayra alamet değil… Bunun ilk belirtisi ise bize göre dans öğretmenliğine adım atmasıdır… Oldukça zor bir yaş grubuna tango öğretti… Yurdumun nev-i şahsına münhasır insanlar konusunda çok yoksul olduğunu biliriz… O ise bu konuda çok iyi bir örnek… Yani memleketin doğal zenginliklerinden sayılır… |
||||||
LACERTA
Meliha CANTİMUR YILDIRIMArtık tangosuna diyecek yok… Ancak O bunu yeterli görüpte yan gelip yatacak tiplerden değil… Sözde değil özde tangocu… Öğretmen dünyası içinde bu kadar hareketli bu kadar azimli insanlar ne kadardır bilemem… Felsefeciliği bir Elif Su’ya sökmez gibi geliyor bana… Eh bu da çok doğal çünkü Elif’in annesi… Elinden gelse felsefe müfredatına dans felsefesini gözünü kırpmadan ekler… Ne de iyi yapar bilemezsiniz… |
||||||
CETUS
Ceylan YALKINHakkında ne desen doğru olur, ne desen yanlış olur bilemezsin. Aslında belki de bilirsin de söylemezsin yada dilin varmak istemez gibi bir durumla baş başa bırakır insanı… Daha hala çocuk olduğunun farkında değil… Dans eğitmenliğine gelince… Bu yaşta O’nun gibi bir tane daha bu işi bu denli ustaca yapana rastlamak kolay değildir… |
||||||
|
CANCRİ
Güler GÖK |
ATLAS
Demet DEMİRKOL |
ALUDRA
Sedar GÜL |
AVİOR
Gülbanu KOCABEŞ |
|||
|
CORVİ
Gülden DEĞİRMENCİ |
ALTERF
Serap AY |
TAURİ
Çiğdem KİZEK |
ANCHA
Beyhan AYDIN |
|||
|
Skorpion takım yıldızı… Ahali arasında “Gruppo
Latinos Feministars” diye anılıyorlarmış… Belli bir mesafeye kadar yanlarına yaklaşmak mümkün… O sınır aşılırsa mal ve can emniyeti açısından sakıncalıdır… Bu mesafeyi oşinografi merkezine sorarak öğrenebilirsiniz… Dansları rüzgar gibi… |
||||||
NEKKAR
Nuri KORKMAZşimdiye kadar belki de korkusuz bir ademdi… Artık öyle olduğunu pek söyleyemeyiz… Cep telefonu çalınca numaraya bakıp esas duruşta “YES” tuşuna basıyorsa “var bu işte bir iş” diye düşünürsünüz herhalde… Eğer böyle düşünüyorsanız haklısınızdır… “Vücut dili” bu, yalanı dolanı pek yoktur… Yani süratli bir değişimin debelenmeleri içinde… Geçenlerde kahve falına baktırdı… Buna tanığız… Biz falcının yalancısıyız ama üç vakte kadar başına ya devlet kuşu veya millet kuşu konacakmış… Bakalım göreceğiz başına ne konacağını… Teknolojiyi sever mi yoksa kendince kurcalar durur mu bilmiyoruz ancak dansı seviyor… En geç yorulan organı çenesi… Orasının enerji kaynağı farklı gibi geliyor bize… Barbunya pilaki, Bombay fasulyesinden piyaz bir de Burgaz tiryakisi… Burgaz’ı üç gün önünde görmesin asılır suratı… Burgaz’dan üç gün ayrı kalmak kedere boğar Ömer Hayyam militanını… Beynü balasına inip tüneyecek beyaz kanatlı kuşunu bekliyor… |
||||||
ALPHA
BOTES Şakir Tarkan SIRMAAnadan doğma sanatçı… Yani sonradan olmalardan değil… Drama ve dansla çok sonraları ilişki kurdu… Ancak müthiş soyutlama gücüyle taşa metale can verir ve sizi onlara hayran bırakır… şimdi de drama dünyasında yeni yeni figürlere can verecek artık… Taşa, metale can verdiği gibi yaparsa bu işi de vay geldi başımıza… Her yıl en az birkaç oyun ister… Haluk Bey’le epey karşılıklı oynayacaklar… Oynasınlar… Biz de izleriz… Tango konusunda baba-oğul epey çekişirler… Filler dalaşınca ormanın anası ağlarmış… Onların çekişmesinden anası ağlayacak olan sahneler… Sahneler, pistler ağlayacak… Ağlasınlar… |
||||||
CYGNUS
Ebru SIRMAAdrenalin tutkunu ve imalatçısı… Telaş günlük yaşamının en belirgin ögesi… Bu yanı sadece Burgaz’a ayak basar basmaz tedavülden kalkıyor… Börtü-böceği, hayvanatları, tüm çocukları kendi evreninin merkezine oturtmuştur… Bu konuda her şey tamam… Öğretmenliğine gelince… Ver eline bufaloyu kısa zamanda Romeo’yu oynatsın… Rize’li eski bir siyasetçinin jargonuyla söylersek “kompile” Burgaz’cı… Sath-ı müdafacı ve o sathı tüm Burgaz’dır… Yolda, dağda, bayırda her nerede olursa olsun bebekle, çocukla karşılaşmaya görsün… Allem eder kalem eder anasının elinden kapar onları… Odi’yi, bir de Gullit’i; vejetaryen yapamadı, bir ömür de yapamayacak… Yapsın görelim… Eşitlik, adalet, emek, barış gibi dibi tutturulmaya çalışılan evrensel değerlerin meftunu… Kadın dünyasının da iyilerinden hatta cevvallerinden olma yolunda süratli yol alıyor… şartlar ne olursa olsun bu yoldan, o istikametten vazgeçmez… Çünkü bu konuda dört defransiyel… Yolu açık olsun!... Veya olmasın… O istikametini biliyor… |
||||||
ODİBöyle bir yıldız ismi var mı? Vallahi bunu biz de bilmiyoruz… Ama O, kesinlikle bir yıldız… O’na bazıları sokak kedisi diyor… O, bale okulu kedisi… Klasik Batı müziğine ve tangoya bayılır. 2 yaşına girdi ancak aklı annesinin memesinden süt içmekte… Pique’si, Trace’si, Tendu’su, Tombe’si, Developpe’si, Jete’leri, Ballon’ları ve Pas de Chat’ları doğal olarak olağanüstü… Yani lafı uzatmayalım bale tekniği muhteşem… Kendi de… Ebru’ya kalsa vejetaryen olmalı… Allahtan öyle kolay kolay anasının sözünü dinleyecek olanlardan değil… |
||||||
GULLİTBu da anadan doğma bir yıldız… Sonradan olmalardan değil… O, Diogenes’in en sevdiği canlıların başında geliyor. Adam bunlara haklı olarak imrenip “köpeğim” demiş… Gullit’i sevmeyen bızdık balerin hemen hemen yok gibi… Gullit bazen bu cadıların sevgisi karşısında bunalıyor. Karnını doyurup (bazen biraz fazla kaçırıyor) kafasını dinlemeye bayılıyor… Gürültülü müzikten pek hoşlanmıyor… Serde çelebilik var ya… Amerikan spegatının ustası… Güneşli havalarda keyfine diyecek yok… Bir bale okulunda piliç çevirme yemek gibi bir tutkusu var… Afiyet olsun… “Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar” yesin… |
||||||
|
► Başa Dön |
||||||
| Halaskargazi Cad. No:182/2 Osmanbey - Şişli - İSTANBUL Tel: (212) 219 4548 info@sirmabaledans.com | ||||||