![]() |
|
|
|
"YOLUN YOLU" (OYUN - 3 PERDE) Tarihi yapanlarda, yazanlarda büyüklerdir... O nun faturasını ödeyenler ise her zaman çocuklar ve gençler olmuştur... Son 500 yıl savaşlar, baskılar kan ve gözyaşının tarihi gibidir... Bu tarih yiyip tüketmiştir gezegeni... Peki bu nuhteşem tarihi çocuklar yazsaydı neler okurduk diye merak edebildik mi... Hiç kimse büyüklüğüne güvenip yazamazlardı demesin !... Bal gibi de yazarlardı... Herşey bir yana yeryüzünün gerçek barışseverleri çocuklardır... Onlar çok haklı olarak savaşlardan korkuyorlar... Onlar çok haklı olarak bir barış bahçesine dönüşmüş dünya istiyorlar... Gandi'nin dediği gibi "Barışa giden yol yoktur, barışın kendisi yolduré saptamasını bize sürekli hatırlatıyorlar... Bunu bize 1 Temmuz gecesi bir kez daha hatırlatacaklar... Bir maniniz yoksa sizio gece orada bekliyorlar... Bir barış bahçesi olsun dünya... Çocuk kahkahalarıyla çınlasın... |
| Fotoğraf albümüne buradan ulaşabilirsiniz... ►FOTO 2008 | |
|
YILDIZLAR 2008 |
|
|
O çok yakında usta işi bale yapan katogarisine zıp diye zıplayıverir... Dans tekniği mükemmel... Zekası da öyle gümbür gümbür geliyor... Sahnelerin unutulmazlarından olacağına garanti veririz... |
|
|
Keskin bir zeka... Tepeden tırnağa insan sevgisiyle dolu... Tüm arkadaşlarını, tüm bebekleri (kendisi çok büyük ya) çok seviyor, çpk yürekli bir kişilik... Doğru bildiğinden şaşmaz, çok kararlı... Bale tekniği jilet gibi... |
|
Helin Sermet Mutlu olmayı kesinlikle beceriyor... Yurdum insanında pek görülmez bu boyut... Hep mutlu olsun ki mutlu etsin bizleri... "Komşu komşu" tekerlemesini ondan mutlaka dinleyin... |
|
|
Ama ilk kahkahasının ardına gizli olduğu için her şeyi, onun kim olduğunu o kahkahasından sonra görürsünüz... Eskişehir'de nasıl göbek attığını biliyoruz... O narinliği sanatçı kişiliğinin şekilleneceği tomurcuklanacağı zemin... Çok yakın zamanda herkesi şaşkınlığa düşüren gelişmeler gösterecek... Modern ifade dansında gösterdiği gibi... |
|
|
Vücudunu tek avucunun içine sığdırıverir... Vücuduna ve harekete hakimiyeti tam... Pırıltılı bir zekası olmasa zaten bunlar olanaklı olmazdı... Güzelliğine gelince: bu kadar güzel bir çocuk zor bulunan cinstendir... Bir ömür inmesin sahnelerden... Seyirciyi eğitecek nitelikte bir sanatçı olmak kolay değildir, ancak bunu Helin gibiler kolaylıkla başarır... |
|
|
Vücuduna ve harekete çok hakim... Kalsik balenin gerektirdiği her şey Beril'de gani... Daha henüz yolun başında olmasına rağmen çok olgun ve sabırlı öğreniyor... Ancak onun için varsa yoksa klasik bale... Yani klasikten başka kuş onun için bir anlam ifade etmiyor... Etmesin! |
|
|
Dans sanatından O da büyük keyif alıyor ve bunun doğal sonucu olarak da çok yaratıcı... Tembellik saati geldiğinde hınzırlaşıyor, tembellik kötü değildir.. Suratına dikkatli bakın O'nun ne denli otonom bir karaktere sahip olduğunu anlayabilirsiniz... Böylesine kişilikler, uygarlığa katkı sunarlar. Nuh der peygamber demezler... Yeryüzü de öğrenir onlardan öğrenmesi gerekeni... |
|
|
O kapkara gözleri ve saçlarıyla o en pırıltılı güleç yürek nasıl senteze ulaşır ve de ne kadar enfes bir senteze ulaşır görün gözlerinizle... Mini minnacık ancak dev bir sanatçı... Sahne adabını bir şıpın işi öğrendi... Alkışlarınız kesinlikle boşuna olmayacak...Onu alkışladığınız için şanslılardansınız... |
|
|
Ama klasik balenin tüm istemlerine yanıt verecek denli de hazırlıklı ve cesur... "Zor" kavramıyla" arası açık şimdili... Bir yolunu bulup "zor"u aşıyor... Eh elbette bunun için keskin bir zeka gerektirdiğini hepimiz biliriz... Sürekli gelişme gösterdi... Ömür boyu da gösterecek... |
|
|
Dikkatli izlediğinizde onda mahzun bir boyut olduğunu fark edersiniz... Bu boyut aslında tüm çocuklarda var ancak, Melis'te bu çizgiler biraz daha belirgin... Gülümseyerek bir şey yapıyorsa sonuçları mükemmel... Bir ömür gülümsesin... |
|
|
Son derece koca yürekli... Çok nitelikli bir algı düzeyi olduğundan altından kalkamayacağı hiçbir şey yok... Öyle bir sanatçı olur ki herkese şapka çıkarttırır... Sanatsal çalışmalarından büyük haz alıyor zaten O'nu biraz farklı kılan yanı da burası... |
|
|
Gülümsemesi size o denli çok şey anlatır ki şaşırırsınız... Bir süre anasının burnundan getirdi... Ama artık o annesini çok mutlu kılıyor... Dans sanatını en çok sevenlerden. Çok kısa zamanda çok şey başardı... Dans ona çok şey kattı, şimdi sıra onda... Şimd o dans sanatına çok şey katacak... |
|
|
İronik bir kişilik... Aynı anda bir sürü şeyle ince ince dalga geçer... Bir yandan kendisiyle eğlenirken eş zamanlı olarak arkadaşıyla ve öğretmeniyle de eğlenmeyi becerir... İpiyle kesinlikle kuyuya inilmez... Nereden ne zaman eseceğini kimse önceden öngöremez... Anasına bale öğretmeden rahat huzur bulamayacak... Danstaki yaratıcılığının dinamiklerini anlamak için yazılanlar yeterli değil mi? |
|
|
O eren onu rahat bıraksın bakın daha neler neler yapar... Ama adam kudurgan... Vücudunu istediği gibi kullanır... Dezavantaj gibi görünen herşeyi büyük ustalıkla avantaja dönüştüren bir cadı... Duru'yla birlikte ders kaynatma ustası... İfadesi de tekniği de ustura gibi... Gözünden hiçbir şey kaçmaz... Yeryüzündeki her şeyden haberdar... |
|
|
Artık köprü onun için çocuk oyuncağı... Latin müziğini o yaşta onun kadar iyi duyan azdır... Dalgacı... Eh bu da genetik mirasın ürünü... Tüm aile "sırlarına" vakıf... Dans sanatıyla ince ince dalga geçmeden yapamaz... Ah Diogene ah! |
|
|
Böyle barışçıl bir kişilik kolay kolay yetişmez... Her şeyle barışık... Dans sanatıyla da öyle artık... Arap atı gibi... Sonradan açıldı... Modern ifade dansını bu denli yaratıcı olarak icra etmek kolay iş değildir... O'nun için bu, gülümsemek gibi bir şey... Bu konuda dünyanın sayılı isimlerinden olmaya aday... İnşallah bu mesaj gerekli yerler tarafından alına... Alınmazsa çarşı karışır... Bizden söylemesi... |
|
|
Vücudunu ve hareketi kontrol altına almaya başladı... Zorlanırken bile gülümsemek maharettir, ancak o bunu başaranlardan... Müzikle de haşır neşir olmaya başladı... "Komple" sanatçı olmak için ciddi bir ön koşul bu. Artık o'nun yaşamına bu da girdi... Annesi devamlı peşinden koşturduğundan kilo problemi olmayacak... Eh hane halkına böyle bir katkı sanırız muhteşemdir... |
|
|
Zaten çok genç bir ağabeyin kardeşi... İyi bir sanatçı olmak için çok çalışmak gerektiğini biliyor... Çalışacak... Çok çalışacak... |
|
|
Vücudunu yarınlara iyi hazırlamak zorunda olduğunu da kavradı... Çok çalıştıkça yaşayacağı değişimi onu daha fazla çalışmaya özendirecek... Artık yavaş yavaş "abla", "bale ablası" kategorisine doğru ilerlediğinin farkında... Bence içinden "hep küçük kalsam keşke" diye geçiriyor... Artık daha büyük sorumluluklar alacak... |
|
|
Onun kadar kararlı ve gayretli bir çocuk yoktur... Kendi gibi güzel iç dünyası... Dupduru bir kişilik... O'na göre çok zor olabilecek her aşamayı rahatlıkla aşmasının tılsımı o duru kişiliğinde yatmakta... Şimdi yazmayacağım bir konuda Türkiye'nin en iyisi olacak... Gerçi ben bu çeperler dahilinde, "en iyiliğe" razı değilim... Bütün çocuklarımız için düşündüğümüz Avrupa çapında, hatta Dünya çapında "en iyilik"! Bakın, izleyin O'nu... |
|
|
Algı düzeyi olağanüstü... Ceydasu'nun ekürisi... Anne ve babanın da o'na güveni ve desteği tam ve bu doğrultu da çok özverililer... Lafı uzatmadan şunu söylemek istiyorum: Bale sanatının öz malı sayabiliriz onu... Gelecek yıllar onun dolu dizgin gelişeceği ve sahnelerde eseceği yıllar... Essin esebildiği kadar... Bize de onu keyifle alkışlamak düşecek... Biz buna varız... |
|
|
O büyüdükçe sanırım annesinin ve babasının az da olsa yürekleri buruluyor... Eh kimi mıncıklayacaklar bu numaracı büyürse... Bu numaracı da laf aramızda pekte öyle çabucak büyüme taraftarı değil... Haklı da haspa, yerden göğe kadar... Sömürgeciler Asya'ya ayak basmışlar, bir yerli kabile hiç konuşmama kararı almış... Diğer yerli kabileleri de "Konuşan beyaz adama çalışır" sloganıyla uyararak dağların doruklarına çekilmişler... Biz de Elif Su aracılığı ile tüm bir an evvel büyüme taraftarlarını uyarıyoruz: "Büyüyen ciddi yaşar." Dansı da makara bu haspanın... Bir ömür makaracı olarak yaşasın... Aklı başında işler yapmasına hiiiiç engel değil bu... |
|
|
Hiçbir detay gözünden kaçmaz çünkü fıldır fıldır... Tuttuğunu koparan kişiliği gelişiyor... Brecht tanısaydı onun yakasını bırakmaz, Joos'a devrederdi ve Avrupa çapında bir sanatçı olurdu... Eh bizim de amacımız bu olacak... Bizi bu hedefimizden alıkoyacak hiçbir güç yok... Eleştirel bakış açısı geliştikçe daha yaratıcı olacak... Yaratıcılığının sonu yok... O yönü bizi çok mutlu kılıyor... Tam "kafamıza göre" bir küçük sanatçı... Şanslıyız... |
|
|
Ancak bunu "barışçıl" amaçlar için yapar... Şaka bir yana o gerçekten müthiş gayretli bir çocuk... Tüm dezavantajları avantaja dönüştürür... Duygusallığını gizlemeye çabalar nedense... Ancak bunu gelecekte sanatına akıtacak... Bu durumda sanat dünyasının bütçesinin daha da zenginleşmesi anlamına gelecek... Yeter ki zenginleşme bu düzlemde yaşansın, servetini tüm toplumla paylaşsın... |
|
|
Bu konuda bir saniye tereddüt etmeyiz... Özgüveni ürkütücü, yani muhteşem... Her çalışmada her şeye aday... Her konuda sorumluluk üstlenmeğe hazır, hatta ısrarcı... Üstelik henüz yolun çok başında... Yolu çok açık... Bir ömür mutlu olmayı başaracak... Ne mutlu o'na... |
|
|
Onun için sanatsal faaliyetin içinde yer almak yeni yeni şeyler öğrenmek çok büyük değere sahip... Zaten insan dediğinde bu değerlere sahipse insanlığa bireysel olarak katkı sunabilir... Nitelikli bir birey olmayı hedeflemek yurdum insanının pek önemsemediği bir olgu gibi görünüyor... Bunun gibi kişilikler tanıdıkça "enseyi karartmıyoruz!" Bizim aramız katılışı mutlu etti bizi... Sanata katkıları büyük olacak... |
|
|
Sürekli gelişeceğinden eminiz... Dans sanatı ona çok şey kattı... Şimdi de o, dans sanatına çok şeyler katacak... Bu yoğun çalışmaların yanında ayrıca becerip voleybol sporu da yapıyor... Voleybolda da çok başarılı... Bu kız tepeden tırnağa marifet.... Herkese çok saygılı... Biz de O'na... |
|
|
Drama yanına ayrı bir başlık atarak söze devam edelim... Epik bir oyuncu... Tıpkı annesi gibi... Hatta bize sorarsanız bu konuda anne biraz rekabetçi bir ruha sahip gibi... Ama olsun bu tutumu ikisini de daha usta yapacak... Eh bunun daha da ustası nasıl olur derseniz yanıtımız: mükemmelin mükemmeli olur.. Biz bu konuda felsefenin yalancısıyız... Felsefe "gerçek kutsaldır"! |
|
|
Bale sanatının gözleri hep böyle tipleri arar... Aramasına arar da kolay bulamaz bu tipleri... Biz bulduk ve kıvançlıyız bu konuda... Bundan sonra çok daha fazla çalışacak... Kesinlikle bu böyle olacak çünkü; niyetimiz onu Türkiye dışında sahnelerde görmek... Bu dediğimiz şeyi rahatlıkla gerçekleştirecek potansiyelde... Şimdi onu izleyin ve aynı şeyleri düşünüp düşünmediğinizi bizle paylaşın... Bize "evet çok çalışsın" diye yazacaksınız... Bundan eminiz... |
|
|
İlerili yıllarda başı biraz kalabalık olacak... Şimdi bir kız kardeşi yolda... Ancak baba kesinlikle bir erkek evlada ulaşıncaya kadar yola devam kararında... Umarız 6. kardeşi erkek olur da El Numaracı rahat eder... İster rahat etsin yada etmesin o bir hareket ustası olarak yoluna devam edecek... Tekerlekli ayakkabısını ben kendi ellerimle bozacağım... Bu sanat tekerlekli hareketleri hiç sevmiyor... |
|
|
Tepeden tırnağa sevimlilik... Tepeden tırnağa cadılık... Tepeden tırnağa marifet... Müdürüme tüm tanrılar ve tanrıçalar yardım ede... Müzikse müzik, dramaysa drama, baleyse bale, danssa dans, felsefeyse felsefe... Ama tümünün içine büyükçe bir porsiyon "dalga geçme" makara koymadan olmuyor... Makara üstadı... |
|
|
Klasik balenin kalınına dökülmüş mübarek... Çelik gibi bir irade... O yaşına rağmen en zorlu çalışmalarda "ıh" bile demez... Bir kez olsun gevşediğine tanık olmadık... O, bir şiir tutkunu artık. Böylesi bir sanatçı alnından öpülür. Helal olsun O'na... |
|
|
Sıkılınca da al, sevinince de al... Şimdi çok akıllı olduğunu yazmak zorundayım... Ancak yanlış anlayacak ve gevşeyecek diye de endişe ediyorum... Eğer yoluna gevşemeden devam ederse bale sanatı bundan kazançlı çıkar. Bizde boşa iltifat yok... İltifat marifete tabi... Biz iltifattan bıkmayız... Yeter ki o marifetlerine yenilerini eklesin... |
|
|
Az zamanda çok iş başaranlardan... Sanatçı olmanın ne zorlu çalışmalar gerektirdiğini anlamış gibi... Yok yok "gibi"si fazla... Bunun gereklerini yerine getirip getirmeyeceği esas sorun... Bizim bu konudaki markemizden kurtulması zor. Biz bu konuda ısrarcıyız. Bu gerekleri yerine getirdiği takdirde sadece başarılı bir sanatçı olmakla kalmayacak... Kadın dünyasının güçlü bir aktivisti de olacak... Sağlam adımla ilerleyecek... Başka yolu yok!.. |
|
|
Artık büyüdü ve şirin bir genç kız olmanın sınırlarına dayandı... Yani sizin anlayacağınız bu aralar bir balans ayarı gerekir gibi... Bu ayar, tankla topla olmaz... Sanata daha fazla sarılmasını sağlayarak olabilir... Sanatın o muhteşem sonsuzluğu ve dinamikleri bu yaşlardaki iç fırtınaları tatlı bir melteme dönüştürür... Artık çok daha fazla çalışarak daha büyük adımlar atacak... Arkadaşlarına ve yakın çevresine karşı daha fazla sorumluluk alacak... |
|
|
Berna'yla aynı evde "barış" içinde bir arada yaşadığını biliyoruz... Gerçek bir barışsever... Yavaş yavaş nitelik değiştiriyor... Asistan olarak farklı deneyimler kazanıyor. Çocuklar O'nu çok seviyorlar... Bunu başarıyor... Oldukça duygusal... Dünyayı kavramak için çabaladığını sevinerek görüyoruz... Bir birey olarak daha fazla özgürlük ve barış talebi var... Her egaliter insanda zaten böyle taleplerle yaşar... Bu değerlere sıkı sıkı bağlı yaşasın... |
|
|
Artık ilkokul bitti İki ekranla da varolan diplomatik ilişkilerini zayıflatmak zorunda... Reel dünyanın kıymeti ortada... Ortadoğu ve Balkanların en cevval tangocusu olur... Bunun üzerine tiyatroyu da ekleyebilir rahatlıkla... Şimdi birinci level'i geçip gerçek hayatla ilişkisini yoğunlaştıracak... İyi, yararlı ve güzel şeyler yapmaktan kimse zarar görmez... Şimdi ortaokul sürecinde bizim bu konulardaki haklılığımıza katılacak... Sanatçı olmak zorlu bir iştir. Artık zorlu işler başararak ikinci level'a ulaşacak... Ayrıca artık bir de ağabey oldu... Yani örnek bir ağabey olmak da bir sürü çaba ve özveri gerektirir...Yani üçüncü level da bu...Şimdi diyecek ki; "ne çok level varmış hayatta"... Evet!... Hem de sürüsüne bereket... |
|
|
Yani zaten korkmazdı şimdi aynı Kazım Kazım gibi Korkmaz Korkmaz oldu... İyi oldu... Ara sıra istasyonlar karışsa bile iyi ve tutarlı bir dans sever... Dans sever olduğu içinde Nuri sever oldu... Bu da iyi oldu... Aklı fikri anaerkil dönemin detaylarıyla meşgul olduğundan dünyaya egemen olan erkek egemen evde sübut edemez... Bu da iyi... Yani total olarak iyiler... Öyle de kalsınlar... |
|
|
Araştırmalarımız milattan sonradan günümüze kadarla sınırlı... Ben Besni Belediye Reisi'nin yerinde olsam en azından görünür bir yere küçük bir büstünü oturturdum... Bu konu eğer Besni tarafından ağırdan alınırsa; Tunceli hızlı davranıp eniştelerinin bu tarihsel konumunu değerlendirebilir... Biz bu konuda vatandaşlık görevimizi yerine getirip gereken hassasiyetimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.. Başbakanımızın üç çocuk önerisine küçümseyerek baktığını söylememiz ayrı bir vatandaşlık görevimiz... Yani muhaliflik olsun da ne olursa olsun diye yapmayacağı şey yok... Niyeti bozuk kısacası ve "beş çocuktan aşağı kabul etmeme" diye naralanıyor... Yok yok! Sayı saymayı bilmiyor diye düşünmeyin... Matematik kökenli... Anaerkil dönemi derin bir romantizmle kıraat ediyor... İyi de ediyor hani... |
|
|
Ortadoğu, Balkanlar ve Tunceli'nin en bıçkın tangocusu... Biz bu konuda Tunceli Belediye Reisini de uyaralım... Yurdum insanının tam tersi bir kişilik... Müthiş bir otodidaktik karakteri var... Sürmene ağzıyla söyleyelim; "kafiye" (yani kafaya) takmasın öğrenmeyeceği hiçbir şey yok... Beyin değil mübarek Serkisof saati. Elif Su biraz ağırdan alsın, takar bale tekniğine... Ve yeryüzünün ezberini tek hamlede bozup çok bilmişleri acımadan rüsva eder... İngilizceyi kendi kendine öğrenip memleketin en çalışkan ve düzeyli çevirmeni olması, O'nun iki ayaklı irade olması gerçeğinin ürünüdür. Derdi davası dünyasını değiştirmek değil, dünyayı değiştirmektir... İddialı söylüyoruz; yakında Tango'nun kitabını kendi elceyziyle yazar, orada da durmaz, kendine özgü bir metodu da dans dünyasına armağan eder... Dansın, toplumsal yozlaşmasının bir aracı olamayacağını, her şeyi çürütüp gübre haline getiren çevrelere gösteriyor... Göremeyenlerin vay haline!.. |
|
|
Aynı şekilde Ahmet'de koca memlekette Meliha'yı bulmuş... Tüm arabesk kadercilerin imalarını sarsan bir buluşma bu... Bir felsefe öğretmeninin petrol bulacak hali yoktu herhalde... Tango kendi evrimi içinde felsefi boyutu en fazla olan bir sosyal dans... Tango danstan öte bir şey olduğundan ona gerçekten meftun olanların mutlaka bir felsefik bakışı olmuştur... Meliha'yı seyrederken O'ndaki ifadeyi yakalamanın ancak felsefe yaparak ulaşılır bir şey olduğunu kavrar insan... Biz O'nu izlerken bu lezzeti tadıyoruz... Tüm öğrencilerinin O'nu izlemesini çok arzu ederdik... Böylelikle öğretmenlerinin ne denli gerçek bir insan olduğunu anlayacaklardı... İnsan dans ederken gerçektir... Türkiyeli çok saygın bir uygarlık eleştirmeni ve düşünürünü haddimizi dikkate almadan tamamlayalım: "Kadınlı, kahkahalı, şaraplı..." sohbetlere dansı da ilave etmeli... Böylelikle "üretim saltanatı öz dinamiğiyle daha da kamil bir toplumsal kültüre ulaşacaktır..." Bireysel yaşamlardaki vulgarizm aşıldıkça toplumsal yaşamda her konudaki tek düzelik buharlaşacaktır... Öğretmenimiz bize bunu göstermekte.. Yani dersine sahnede de ara vermiyor... |
|
|
Hiç yokluktan dört ay önce yola çıkıp buralara ulaştı. Şimdi aramızda... Daha doğrusu şimdilik kucağımızda... İsmine müsamma olsun dileğimiz... Önce kendine özgü bir birey olmalı... Özgürlük, eşitlik, adalet ve sanat için yaşasın... Savaşa, sömürüye, barbarlığa karşı olsun... Doğanın talanına karşı olsun... Her tür ayrımcılığın karşısında olsun... Yaşamı sevsin, kendine saygılı olsun... Emeğe saygılı olsun, emekçi olsun... Çok şey olmasın, evrenin bir parçası olduğunu bilerek mutluluğa sevdalı olsun... İnsan olsun... Sevsin, sevilsin... Tekrar aramıza hoş geldin diyelim... Sefalar getirdi... Mis kokulumuz... Ay yüzlümüz... |
|
|
► Başa Dön |
|
| Halaskargazi Cad. No:182/2 Osmanbey - Şişli - İSTANBUL Tel: (212) 219 4548 info@sirmabaledans.com | |