|
|
YILDIZ YAĞMURU V
"NUDA VERITAS" (POSTMODERN MASAL OYUN - 3 PERDE )
Tarih boyu bu hep böyle olmuş…
Gerçek, her zaman çıplak olmuş...
"Nuda Veritas", dünyanın son madencisiyle, dünyanın çocuklarının öyküsüdür...
Bir madenci hep çıplak gerçekle yüz yüze yaşar... Yerin derinliklerinde başka türlü yaşanmaz...
Bir madenciden daha fazla kimse bilemez
güneşin, rüzgarın, ağacın, çiçeğin kadrini kıymetini kolay kolay...
Bir de çocuklar...
Çocuklar da sevdalıdır, güneşe, rüzgara, ağaca
ve toprağa...
Çocuklar bir de çıplak gerçeğe sevdalıdırlar...
Onu öğrenmek için, kavramak için ha bire soru
sorarlar çıplak gerçekten korkanlara...
Bir madenciden daha iyi kim bilir doğanın
tükenmekte olduğunu?
Bir de gerçeğe sevdalı çocuklar...
Onlar kendilerine söylenen yalanlara rağmen tüm
masumiyetleriyle görürler çıplak gerçeği...
Söylenen yalanlar burar o minicik yüreklerini
ama yine de büyük bir olgunlukla şah-mat etmezler yalancıları...
Çıplak gerçeği görürler... Doğru olan için,
güzel için düşler kurarlar... Fantastik düşler...
Mutluluğa ulaşan düşler...
Yerin yüzlerce metre derininde bir çocuk
masumiyetiyle yaşar ve üretir madenci...
Güneşe, barışa, rüzgara, çiçeğe ve çocuğuna
özlem duyarak...
Hayata sevdalı... Dostuna sorumlu...
Çocuklar gibi tertemiz düşler kurarak...
"Nuda Veritas", son madenciyle çocukların
öyküsüdür...
En masumların öyküsü... Tertemizlerin öyküsü...
Bu oyun 1992 yılının 5 Mart günü Kozlu'da
yitirdiğimiz 263 madencinin anısına ithaf edilmiştir...
Onları derin saygıyla anıyoruz... Unutmuyoruz...
Unutmayacağız... |
|
Fotoğraf albümüne buradan
ulaşabilirsiniz... ►FOTO
2009 |
|
YILDIZLAR 2009 |
|
Selin
ŞENEROĞLU
On parmakta 120
maharet. Dikkat, algı, icra, çene, irade, inat, dayanışma, ehli keyiflik,
sivil itaatsizlik, ağabeyine karşı anarko-feminist başkaldırı, müziği
duymak… vs ne ararsan mevcut. Hınzırlık tanrıçası gibi bir şey… Bu kızdan
sanatçı olmazsa benim bildiklerim hikâyedir ve jübile mübile yapmadan çeker
giderim bu âlemden. Ama bu kız o… Yani zaten sanatçı… Ağabeyinin işini biraz
güçleştirdim şimdi… Bana öyle geliyor… Benim aynı inşaatta çalıştığım bir
ustam var, o hep bana “pozitif ayrımcılıktan” söz eder, ben de hazır Selin
söz konusuyken abisine materyal sunayım, ustamdan aldığımı ona satayım
istedim. Sanatçıya saygı… Kızdırmasın O'nu… Basta! |
|
Başak
ŞANVERDİ
Boy-pos ve saçlar
mükemmel. Zarif… Alıngan ve ifade enfes… Çooook çalışacak ve çooook başarılı
olacak. Avuçlarımızın içi su toplayıncaya kadar alkışlamak istiyoruz O'nu
ileriki yıllarda. Biz de milletin içinde afrayla tafrayla dolaşalım, “Başak
bizim elimizde yetişti” diyelim. Millet de tuhaf tuhaf baksın yüzümüze…
“Adam bunamış herhalde” diye geçirsin aklından ve bu doğrultuda kem küm
etsinde, bize de cıngar çıkarmak düşsün… Başak bu cıngar fikrimi tutarsa
benim için özel bir sançtı olur. İsterse olmasın, bak bakalım neler oluyor o
zaman Başak Hanım… Elimizden kurtuluşu mümkün değil sizin anlayacağınız… |
|

Azra KURT
Yahu alem kız bu... Birkaç zaman yedi bitirdi anasını... O annenin gayretine
de şapka çıkartarak devam edelim... Şansı Ebru Hoca'nın eline gelişinde...
Şimdi birbirlerine aşk duyuyorlar... İyi yapıyorlar... Ders bitsin
istemiyor... Haklı... Bu alem kız iyi bir sanatçı olur... laf olsun torba
dolsun diye söylemiyoruz bunu... Sahneleri de yer bitirir... İleride O'nu
izleyenler bale sanatına meftun olurlar... Bu kesin... |
|
İlayda
YÜKSEL
Bu çap ve ebatta bir
numaracı kimse tanımamıştır… Nereden tanıyacaksınız ki? Anasının karnında
dansa başladı. Annesi tango dersinden doğumhaneye gitti ve bu kızı doğurdu…
Ablası zaten ortada… Bir de babası var, aynı kendisi gibi… Sizin
anlayacağınız genleri ve memleri kolay kolay gemlenemeyecek olan tiplerden…
Altını çize çize yazıyorum: ÇOK TEHLİKELİ! Sürekli bir şeyleri takipte…
Yanlış söyledik, sürekli bin şeyleri takipte… Ceylan öğretmeninin oje
sürdüğü bile kaçmadı gözünden… Ama balerinler oje sürmedikleri için o da
sürmüyor… En azından derse gelirken kesinlikle tırnaklarında o nesnenin
izini bıraktırmıyor. Sahnenin en süslüsü kimse; işte o kız; bu kız… Bakalım
tanıyabilecek misiniz? Evde de baleye çok çalışıyor… Kapıdan çıkmadan
paltosunu giyerken çalışıp, öyle çıkıyor evden… Çalışıyor yani… Daha ne
yapsın bu kız bu sanat için… Her şey sanat için… |
|
Nisan
LAÇİN
Neresinden yemeye başlamalı, karar vermek güç... Şeytan:"Önce saldır, neresi
denk gelirse oradan başla" diyor... Şeytan çok haklı... Hareket etmeyi,
yoğun ve belli bir disiplin çerçevesinde hareket etmeyi öğreniyor. Bunu siz
kolay mı sanıyorsunuz? Annesini çok seviyor, "ne yapsın" yani, bundan dolayı
da ders sırasında annesinin dışarı çıkmasını istemiyor... Özlüyor O'nu,
özlüyor! Tamam mı?
İzleyin O'nu... Hem de pür dikkat... |
|
Gökçe
ÇİMEN
"Sülün" desem kaba kaçar… Hiç görmediğimiz bilmediğimiz bir şeye benzeterek
durumu kurtaracağım... "Peri Kızı"... Şu nezleyi, gribi mutlak olarak bir
perişan etsin, işte ondan sonra izleyin siz bu kızdaki gelişmeyi... O bir
Peri Kızı... Oyundan sonra bu konudaki fikirlerinizi ve zikirlerinizi
bekliyoruz... |
|
Beril
AYDIN
Hamurlu şekerle yoğrulmuşlardan... Hem şekerli hem de çok sorumluluk
sahibi... Şimdiden kendinden küçük olanların hatta laf aramızda yaşıtlarının
sorumluluklarını da üstlenme taraftarı. Hem kendi dansınla uğraş, bir yandan
da arkadaşlarına o eylem sırasında sahip çık, kolay iş değil... Ama oluyor
işte...
Biz de dansçının böyle sorumluluk üstlenmesini çok ama çok severiz... |
|
Belen
DURSUN
Azra'nın hem iş birlikçisi hem de rakibi… Sürekli birbirlerini marke
ediyorlar... Bu da tehlikeli bir tip... Zekası ustura gibi ve O bunu
kullanıyor... Her şey kontrol altında... En ufak bir detay kaçmaz
gözünden... Tüm çalışmaların en çok keyfini çıkaranlardan... Ama Azra'dan
daha iştahlı olduğu açık... Tuttuğunu koparan bir kişilik olacak... Eh! Bu
da bize hınzırca keyif veriyor... |
|
Noel
Mine KUYUMCUYAN
Lafa nereden başlasak
bilemiyorum. İsimden başlayalım… Bir kuyumcu elinde işlenmiş çooook değerli
bir armağan gibi… Bizim içimizde oluşu, bize göre öyle bir armağan… Pırıl
pırıl, cıvıl cıvıl… O, ne pırıltılı bir entelektüel anlatmak zordur. Onunla
dost olun ve O'nu yakından tanıyın… Bu dostluk size çok şey kazandırır. Şu
Alman felsefecilerinin “wille” kavramıyla ne kastettiklerini Noel'i
tanıdıktan sonra kavrarsınız… Zarafet sözcüğünün anlamını da… Sevgiyi de…
O'nu tanıdıktan sonra biz hemen ilk elden “muhteşem” sözcüğünün ne olduğunu
kavradık… Noel de, bizim aramızda oluşu da, MUHTEŞEM! Tartışmasız bir
sanatçı O… |
|
Elçin
BARAN
Çok zor şeyleri
başarmak O'nun en önemli bireysel yanı … Şimdiye kadar hep öyle olmuş
zaten… Ne dediğimi herkes daha sonraları anlayacak… Daha şimdiden çok saygın
ve bunu taşımakta kararlı… Zaten O'nun yetiştiği hanede öyle… Tarih boyu
sanatçı yetiştiren kültürel geleneğini o bir boy daha ileri taşıyacak… O'nun
duruluğu ve kararlılığının altına çekinmeden imzamızı atarız… Hem mutlu hem
de başarılı olacak… |
|
Irmak
DİLLİOĞLU
O, soyadını boşuna
taşımıyor. Ne güzel bir kız bu, anlatamam… Suskunmuş gibi algılanmak için
özel gayret sarf ediyor. Ancak çene bir düştü mü belagatinin gücü sizi
hayrete düşürür… Bu yanının annesinin nörolojik yapısındaki etkileri
nelerdir ben de merak ediyorum. Arap atı cinsi… Yavaş yavaş açılır ve
kendinden on fersah öndekileri geçer… Onun öyle bir derdi olmaz ama
nesnellik gereği bu böyle olur… Maazallah bir de öylesine bir derdi olsa;
“yandı gülüm keten helvam!” Modern ifadede ürkütücü boyutta bir yorum
potansiyeli var… |
|
İdil
DAL
Çalışkan,
dayanışmacı, dikkatli ve eleştirmen… Bu cadıdan kesin balerin olur… Başka ne
olur derseniz, oralara aklım yetmez… Sorgulamadığı hiçbir şey yok…
Mücadeleci bir kişilik böyle çocuk yaşlarda filizlenir… Bu kişilik üzerinden
de toplumsal otoriteyle kronik olarak, değiştirmek için gırtlaklaşan
yaratıcı sanatçı türer… Kesinlikle mutlu olmayı becerecek… Mutlu olmak için
de mücadele gerekir. Biraz da sanatsal yaratıcılık… İkisi de gani bu kızda…
Yolu açık olacak… |
|
Duru
KALKAVAN
Bizim en tuttuğumuz
bale ablalarından… Şeytana bir sürü şeyi ters giydirir… Güzelliğinin ve
aklının bilincinde… Mukallit bir tip… Tüm arkadaşları O'nu çok seviyor. Eh!
Nasıl sevmesinler ki? Bale tekniğini öğrenirken öyle çok zorlanmıyor… Çok
duygusal… Zaten bu yanı aklıyla birleştiği için bale sanatını seviyor… Biz
O'nun tutarlı ve üretken bir sanatçı olacağını düşünüyoruz. Çok iyi huylu,
çok temiz ruhlu… Amcasını da çok sevdik… İsmi gibi biri vesselam… |
|
Ezgi
ÖZGEN
Mahareti olmasa orada
kesinlikle olmazdı… Zaten dansa duyduğu iştah, içindeki potansiyelden
kaynaklanıyor… Aramızda daha çok yeni ancak eskiyecek gibi… Serpilip
gelişeceğinden bir kuşkumuz yok… Ne demişler: “At sahibine göre kişner”… Biz
üzerimize düşeni seve seve ve özveriyle yerine getiririz… Birlikte yol almak
şart… Aklına ve güzelliğine diyecek yok… |
|
Selin
TAŞKIN
Azgın bir herifin
ablası… Elimize geldiğinde poposundaki bezden daha yeni kurtulmuştu. Şimdi
ise o bir abla… Önce dilbazlığıyla fethetmişti yüreklerimizi… “Avev avev”
diye bir şarkısı vardı, hala kulaklarımızda çınlar… Şimdi aynı zamanda bir
bale ablası o… Vücuduna ve harekete hâkimiyeti diline hâkimiyetiyle müsavi
hale geldi… Müthiş gelişti bu konuda… Koşar adım genç kızlığa doğru
ilerliyor… Bu konuda acelesi çok… Zihinsel gelişimindeki temposu da sürat
tahditlerine meydan okurcasına… Bize göre büyük başarılardan başka hiçbir
şey kesmez O'nu… Pırıltılı aklınla mutlu olmayı başarır kesinlikle… Ablalık
yapacağı adam ise O'nu çok zorlar… Adam çok azgın ve bilmiş çünkü… |
|
Hazal
ÜNLÜ
Tüm aile sırlarını
benimle paylaşır. Ayrımız gayrımız yoktur. Egemen'in artık yatağa çiş
yapmadığını bile biliyorum… Bu konunun bile beni ilgilendirmesi gerektiğini
düşünmüş haspa… Bu da benim sosyalleşme sürecimin bir parçası oldu… İyi de
oldu… Baba tarafından Diyojen'le akraba… Yani sus pus bir kenarda oturmasını
düşünemezdik zaten… “Büyük köprü” meselesini hali yoluna koyuverdi. Hızdan
pek hoşlanmaz. Hoşlanması için çok ciddi gerekçeleri olması lazım… Biraz
daha büyüsün Onunla çok daha fazla ortaklıklarımız olacak… Aile meselelerine
olan ilgisi, memleket ve dünya meselelerine ilgiye dönüşecek… Bu O'nun sanat
anlayışına yansıyacak… Yansıyacak da ne olacak diyenlere tek ve kısa
yanıtımız var: Çarşı karışacak! |
|
İklim
Bade TEKEROĞLU
“İyi huylu” der
dururum ona, ancak bu formülasyon da benim derdimi ifade etmez… Bana sözcük
türettirecek… Türettirsin… Hakkı Devrim(!) amcasını sinir edeyim şimdi…
“Post iyi”… Üzerinde yaşadığımız dünyanın ekolojik tüm çarpıklıklarını yavaş
yavaş ele almaya başladı… Bakın bu tip, bu yanını sanata kesinlikle
yansıtır… Bizim coğrafyanın sanatçı tayfasında çok şükür hiç olmayan bir
bakış açısıyla başladı sanat çalışmaları… Modern ifade dansı için özel
olarak tasarlanmış ve bu yanını sürekli geliştiriyor… Hayvan mahlûkatıyla
her dilde anlaşır… Onların tümünün diline hâkim… Doğanın tüm güzelliklerine
hayran… Daha ne olsun… Sanat çalışmalarının yoğunluğu daha da artarak devam
edecek… Çok çalışacak ve başaracak… En zarif çalışmaları ortaya koyacak… |
|
Beril
ÖZDEN
Babasının Süper Loto'daki
direkten dönen hamlesi, ailede Beril hariç herkeste heyecan yarattığı
bilinen bir gerçek… Bizi bile fıtık etti bu durum… Kolay heyecanlanmıyor ve
sükûnetini kaybetmiyor… Bale tekniği ile sorunu neredeyse kalmadı… Bu
tekniği sükûnet içinde sindirip, yine aynı çizgide uygulamak kolay iş
değildir. Kesin iyi balerin olur. Klasik bale bir süre sonra O'nun her
şeyini belirleyecek. Tersi de doğru… Baba istikrarlı bir şekilde altıyı
bulana kadar yola devam edecek gibi… Beril de aynı kararlılığı iyi bir
sanatçı olana dek sürdürecek… Bu cümlenin sonuna “gibi” ibaresini eklemedim…
Dikkatlerinizden kaçmamıştır... |
|
Eslem
Doğa BİRCAN
O ne güzellik ve
tatlılık… O ne pırıltılı bir bilmişlik… O, bir direnişçi… Neye mi direniyor?
O sıra neye direnmesi gerektiğini düşünüyorsa ona… Yakın çevresiyle gerekli
gördüğü anda kora kor bir mücadeleye giriverir gözünü kırpmadan… Zaten insan
da gözünü kırparak mücadele edemez… Ona mücadele denmez o zaman… Yıkıcılık
negatif bir hususiyet değildir… Bunu bir de son derece zarif bir üslup içine
oturtuyorsanız eğer, bu beceri de sanatın ta kendisi oluverir… Yıkılmadan
yapılmaz… Çünkü sanat benzer şeylerin tekrarı olamaz… Böyle bir yaklaşımla
sanat yapacak… İstediklerini zaten sessiz sedasız ve büyük bir keyifle
yapıyor… Önemli olan, neleri neden istemiyor, işte onu anlatmaktan hiç
imtina etmiyor… İster sarıl, ister darıl… Bize de O'na hep sarılmak düşüyor…
İronik zekâsı bize çok şey gösteriyor… Bu yolda yürümeli… O da zaten başka
şey düşünmüyor… |
|
Eftelya
YÜCEL
Sanatının altından
girip üstünden çıkacak… Bu duygusallığını yönlendirmeyi öğreniyor yavaş
yavaş… Yakında bu konu, olması gereken kritik noktaya gelir oturur ve cem'i
cümle bir oooh çekeriz… İşte bu noktadan itibaren onun sanatsal
üretkenliğini dizginle dizginleyebilirsen… Çok üretken bir sanatçı
olacağının garantisi bizde… Dans tekniğini kendine resmen dert ediyor… Çok
yakında nitel dönüşümünün temposunu göreceğiz… Geleneksel eğitimin kalıpları
içinde rahat, huzur bulması olanaksızdır… İnisiyatif sahibi ve sorumluluk
üstlenmekten kaçınmaz… Yani sağlam bir zemini var… Daha ne olsun… |
|
Özlem
EDE
Gerçektende
poposundaki bez bizzat bale çalışmalarıyla birlikte “tarihin çöplüğüne”
atıldı. Tarih ondan bu çıkışı hiç beklemiyordu. Ama artık olan olmuştu ve
O'nun yaşamında böylelikle bale ayrı bir yere sahip oldu… Anne de baba da
çok disiplinli… Onlara helal olsun denir. Bu güzeller güzeli, çok iyi bir
balerin olacak… Sadece balerin olmakla kalmayacak, aynı zamanda bu okulun
sürdürücülerinden biri olacak… Sizin anlayacağınız, ileride çok öğrenci
yetiştiren ünlü bir (“O'nun ağzıyla söylersek”) “ömetmen” olacak… Jilet gibi
tekniği var. Tam klasikçi… Fırtına gibi esecek sahnelerde… Hele esmesin!... |
|
Doğacan
SADAK
Bildiğimiz kuğudan
birkaç noktada farklı… Misal, bale öğreniyor… Lafı uzatmamayım, kuğu gibi…
İradesi ve vücudunun sınırlarını zorlaması bizi heyecanlandırıyor. Parmağına
doladı mı o iş halledilecek anlamına geliyor ve öylede oluyor… Dans ile
bireyin kendi iç dünyasının ifadesi kolay değildir… Kendine özgü zorlukları,
diğer sanat dallarından dansı bu noktada oldukça ayrı kılar… İşte bu kuğu,
bize hep bu ince ayrıntıyı yaşınla mütenasip bir şekilde gösterdi… |
|
Ezgi
YAĞCI
Bana bu cadı gibi
birkaç kız daha bulun ve sadece bulmakla kalmayıp getirin “sanat dünyamızda”
hadise üstüne hadise çıkartayım… Vücudu tam istenilen kıvama gelmemiş
olmasına rağmen, olağan üstü bir tekniği var… Hele o aklı… Aklınla dans
edenlerden… Tüm sahne sanatlarını vurur sırtına, çekinmeden zirveye taşır…
Yakın gelecekte ne dediğim iyi anlaşılacak.. Benimle bu konuda bahse
girenler çıksın isterim. Çıksın ki ben bu işten banko kazançlı çıkayım…
Kesin balerin olur… Bahis oranını da 1:20 olarak kamuoyuna duyurayım… Hodri
meydan… |
|
Elif
Su YILDIRIM
O'nunla ilk tanıştığım
günü iyi anımsıyorum… Bizim okuldan çıkıp gitmek istemedi… İşte o gün
bugündür beraberiz… Mini minnacıktı… Şimdi koca bir abla oluverdi… Okullu
olmak da O'na ayrıca yaradı. Büyük bir gayretle zor olan bir şeyi yani
“Büyük Köprü”yü hali yoluna koydu. Cesur kız! Yaşamda da bir sürü büyük
köprü var ve O, tüm köprüleri aşacak dinamiklere sahip… Köy'ü özlemesi çok
hoşumuza gidiyor… Köyde büyümediği halde… Dileriz sanatını da taşır oralara…
Zaten serde avangartlık var… Hep avangart kala… |
|
Şimal
YURTSEVER
Kuzey O'nu abla yaptı.
Aslına bakarsanız iyi de yaptı derim ben bu Kuzey'e… Bir ömür kasım kasım
kasılacak bu benim ablam diye… Zira ablasının memleketin önemli
sanatçılarından biri olacağından şimdiden emin küçük bey… Biz de… Bu cadının
bale tekniği her geçen gün daha iyiye gidiyor. Bir de bu grup puant giymeye
başladı… Gelecek yıl bu kızı puantla dans ederken biz de izleyicilerin
arasına sızıp onu keyifle izleyeceğiz… Bale sanatının yıldızı olana kadar
iki elimiz yakasında olacak… O bizim gözümüzde balenin Şimal yıldızı…
Kurtuluşu yok! |
|
Pınar
TEMİZER
Müthiş öz disiplin
sahibi bir ana-babanın kızı… Kendisinin de öyle olacağı açık… Ancak ikna
olduğunda verimi çok yükseliyor. Bir ödev yazısını okudum ve üslubunu çok
beğendim. Bu üslubunu balede de görüyorum. Bu kız, sanatın felsefesinin
önemini yavaş yavaş sindirecek... Sonra ha bire üretecek… Gözünü budaktan
ayırmayacak denli yürekli... Öyle risk-misk gözü görmez… Dikkati de elden
bırakmaz… Bazen duygusallığını gizlemeye çalışsa da, yine de kenarından
köşesinden görürüz biz onu… Siz de göreceksiniz… Mütevazı sanatçı… Eh!
Böylesi ayrı kıymet taşır. O, bunun farkında… |
|
Nur
Sima DEĞER
Aslında isminin
totalinin dörtte birini yazdık… İsmi gibi upuzun ömürlü olacak… Dezavantaj
falan gibi gerekçelere hiç tenezzül etmeden çok zor şeyler başardı… Bundan
sonrası daha kolay O'nun için… Önce zor olan geride bırakılmalıydı, o da
oldu… Sanat tarihinde de zor süreçleri atlatan kararlıların ismine rastlarız
daha ziyade… Bu da onlardan olacak. Özellikle O'nun takipçisi olacağız… Ne o
bizden kopabilir, ne de biz O'ndan… Şanslı mı yoksa şanssız mı o konuda
fikir beyan etmek bize düşmez… O, anladı ne dediğimizi… |
|
Hülya
OCAK
Bu kıza helal olsun…
Bravo bu kıza… Her parmakta birkaç marifet… Ancak bale tekniğinde gösterdiği
müthiş aşamaya şapka çıkartıyoruz… Hem de İsmail'e rağmen… Hülya bu sanatın
ciddi emekçilerinden olacağını kanıtladı. Voleybol da oynuyor ve takımını
sırtlıyormuş… Okulda dersleri de sürekli iyiye gidiyor… Velhasıl Derya Hanım
da Hasan Bey'de şanslı… Ama şu eşkıya İsmail ablasına benzer mi onu
bilmiyoruz… Bizim Che efendinin de en sevdiği ablalarından Hülya… İkisi de
birbirine derin bir sevgiyle bağlılar… Bu bizi ayrıca mutlu ediyor… Bir kez
daha Hülya ile gururlandığımızı söylemek istiyoruz… |
|
Peri Basharat REZAEİ
Maturana'nın benim çok
sevdiğim sloganını teyit etmesi harikulade… “Öğrenmek yaşamaktır!” Breh,
breh… Enfes bir “belgi”! Bu Peri kızı da ben bildim bileli sürekli öğrenir
durur. Sanırım otoriteyle başı bolca öğrendiği için derde girdi… Olsun O, bu
durumdan da bir sürü şey bulup çıkartıp öğrenmiştir. Yeryüzünde aşamayacağı
çok az şey vardır… Kız yaşıyor çünkü… Bizi birbirimizden hiçbir şey
koparamaz… Ancak ara sıra birileri “PAUSE” düğmesine yanlışlıkla basabilir…
Bu bizim yol arkadaşlığımıza halel getiremez… Biz de, ileri saran düğmeye
bilinçlice basıveririz… Ödeşiriz adabınca… Öğreniyoruz… Öğrenmek yaşamaktır!
Biliyoruz… |
|
Zehra Yaren KILIÇ
Daha iyi nasıl olur
diye kafa patlattıklarımızdan… Sahneye çıksın, dursun, yeter… Ama
çalışmalarına biraz daha hırs, biraz daha ivme katsın… Katsın ki, hem
hocalarının, hem de kendi emeğini taçlandırsın… O'ndan bunu beklemek bizim
hakkımız. Zaten O da hak yemez. O'nu izlerken keyif alanlardanız… Memleketin
iyilerinden olması bizi kesmez. Daha geniş coğrafyaların da iyilerinden
olmalı… Olabilir mi? Kesinlikle! Azıcık daha çalışma bu dediğimiz şey için
yeterlidir… |
|
Burcu
Eylem SANCAKTAR
Lakabı var… O'na bu
lakap çok küçükken takıldı… “Numaracı”, ya da yeni versiyonuyla söylersek
“El Numaracı”… Ufak tefek bazı şeyleri yoluna koyduktan sonra dans
sanatındaki yeri oldukça sağlam olacak… O, bunların ne olduğunu biliyor…
Vücuduna hâkimiyeti tam… Onu avucunun içine alıverir dilerse… Abla oluverdi.
Zaten öyleydi de… Güneş Hanım'ı da eğiteceğinden hiç kuşkumuz yok… Bu arada
Latin müziğinin o çok renkli ritmine meftun oluverdi. Latin müziği sevgisi,
paçalarından aktığı gibi gözlerinden de okunuyor… Latin kanlı… |
|
Öyküm Ece ALTAN
Az zamanda müthiş
işler başaranlardan… Bu sanatın gerçek emektarı olacak… Algısı yüksek desek
“yüksek”i tarif etmemiz gerekecek ve bu durum da bizi aşar… Yüksek nedir? Ne
değildir? Bunun algıyla ilintisi kümes inşası ilişkisiyle aynı mıdır? Falan
filan… Akıl gani, çene düşük… Çalışkanlığı ise bana kalırsa emsalsiz…
İnisiyatif üstlenmek O'nun doğal davranışı… Sorumluluk bilinci benzersiz…
Bale tekniği sürekli gelişmekte… Sosyal ve siyasal bilinci ise yaşının çok
ötesinde… Taş gibi bir emekçi çocuğu… Yakında her platformda çarşıyı
karıştırır… Çevresindeki her insanı ilerletir… İyimser… Devrimci bir
kişilik… Her şeyden önemlisi iyi bir sanatçı… |
|
Ayça
Nur YÜKSEL
Yaz yaz bitmez bu
Yüksel Ailesi… Babası, bir yakınının kullanmadığı kamerasını getirip bize
vereceğine dair söz vermiştir, öncelikle bunu huzurlarınızda hatırlatmayı
fevkalade mühim telakki ediyoruz. Buna karşılık bizim de O'na bir Akbil
sözümüz var. Şimdi gelelim asıl konuya… Biz bu kız için ne yazsak mutlak
olarak bir şey eksik kalır… “Rizelli” bir politikacının ifadesiyle
söylersek; “Kompile” bir sanatçı… Klasik baledeki üslubu Waganova'dan
farksız bu yaşına rağmen… Baleyse bale, dramaysa drama, Hat sanatıysa onunda
sunturlusu… Bakın! Kontrol edin tüm defterlerini, Osmanlı döneminin hat
ustalarını sinir edecek gündelik estetiğe sahip… Henüz on yaşında. Tek
başına bir “Tink-tank” mübarek… Şimdi yavaş yavaş koreografi yapmaya
başladı… On yıl sonra kesinlikle İstanbul'un en güzel bale mekânının da
mimarlığını yapar… Orada da ilk O çıkar dans etmeye… Gelecek “sayıda” O'nun
şiirle olan ilişkisi üzerine yazacağız… Beyninle dans eder, bacaklarıyla
düşünür… Gerisini var git sen düşün… |
|
Belgin SÖNMEZ
Kısa bir süre için
izinli… Bizim ilk göz ağrılarımızdan… Bu yıl, başı çok kalabalık. Lise
bitiyor ve Öğrenci Seçme Saçmalığı (ÖSS) gibi bir dertte buna eklenince
izinli sayıldı… Bizim okulun en emektarlarından… Ayrıca bir de Berna'nın
ablası… Bunun ne demek olduğunu bir o bilir bir de biz… Sabırlı kızdır
anlayacağınız… Gelecek yıl O'na özel görevler düşünüyoruz… Zaten o bizim
için oldukça özel… Liseyi de seçme saçmalığını da halleder… Dans sanatı
O'nun için çok özel… O da bizim için… |
|
Pınar
GENÇ
Bizim ilk göz
ağrılarımızdan… Hınzırlık Tanrıçası… İfade ustası, cadılar olimpiyatında
sıkletinde altın madalyalı… Ses cambazı… Koro bülbülü… Gerçek bir modern
Amazon… Hayatta hiç umulmadık anlarda umulmadık şeylerle karşılaşacağını
bilmeyebilir insan… Her şeyi yoluna koyacak denli hoş görülü ve becerili…
Dostluğumuzun ve yoldaşlığımızın ne denli içten ve derin olduğunu bilir…
Sevgimizin mütebahirliğini de… “Hepimiz birimiz için” in ne anlama geldiğini
biz hep birlikte zaten yaşadık… Güzel günler önünde… Hep de öyle olacak
zaten… |
|
Berna SÖNMEZ
Bizim fakirhanenin ilk
talebesi… Bakmayın boyuna posuna… Mini minnacıktı… Önceleri biraz daha
çalışkandı, ancak sonraları tüm liselilerin başında olan sorunlarla
boğuşmaktan verimi düştü… Ara sıra usta işi bahaneler bulup çalışmaları
asıverir… Memleketi düzeltmek için… O da bir nevi sanat olduğundan, biz de
bu duruma sessiz kalırız… Eh! Ne demişler “sükût ikrardan gelir”…
“Akıl bağımsız, eylem
özgür”cülerden… Ben O'nun kimlerin talebesi olduğunu biliyorum… Yakından
kulağından tuttuğum gibi kimlere teslim edeceğimi de biliyorum… Kısacası
kafa dinlemek istiyoruz… Başkalarının kafasını şişirsin… Artık bale ablası,
hatta var mı öyle bir şey bilmiyorum ama, bale teyzesi de olur yakında… Yani
bizimkinin, Deniz Che'nin bale teyzesi olur… Zaten bu kızdan hiç normal bir
şey olmaz… Bizim göz bebeğimiz… İlk bebeğimiz… O'na herkes biraz bastırsın
da daha çok çalışsın… Daha çok üretsin… |
|
Kamola
RASHIDOVA
Bu sanat, ancak bu
kadar çok ve böyle sevilir… Sevmek bir yana, bu sanat bizim kızın her şeyi…
Müthiş bir öz disiplin… Sanatın militanı olmak için o disiplin şart tabi…
Eksikliklerini bu yaz, hocasıyla birlikte çalışarak giderir… Dans O'nun için
gerçek bir ifade aracı… Dans O'nun için bir eleştiri biçimi… Dans O'nun için
bir arınma biçimi… Belki de duyduğu acılarını bile onunla sağaltıyor… Bu
genç yaşına rağmen iyi öğretmen olma azminde… Bir öğretmen can'ımız getirdi
O'nu bize… O can'a çok şey borçluyuz… Borcumuzu da yavaş yavaş, kadeh kadeh
öderiz… Böyle genç bir sanatçıyla birlikte olmak bizi mutlu kılıyor… Böyle
genç bir meslektaşla uzun yıllar çok ciddi çalışmalar yapmayı umuyoruz…
Artık O, bizlerin evladı… O'nu izleyin ve keyif alın... |
|
Mehmet
SANCAKTAR
Republic of
Fenerbahçe'de dünyaya gelmiş ve yaptığı evlilik sonrası da T.C.
vatandaşlığına geçtiği biliniyor. Hayırlı olsun… Eşi hanımefendinin de ULTRA
ASLAN olduğu kulağımıza çalındı. Yani, çok renkli bir mozaik aile… Kanarya
yetiştiricisi olduğu da rivayet ediliyor… Eski bir voleybolcu. Üstelik uzun
yıllar profesyonel olarak bu sporu yapmış… Bir dans tutkunu olduğunu yazmak
gerekmez aslında… Sanat camiası O'nu tangocu olarak hatırlasa bile O, gerçek
bir sirtakici… Rakı'nın tango konseptine uymadığını gördükten sonra,
sirtakide karar kılacak kadar da soğukkanlı bir rasyonalist… Hiçbir Fener
maçını kaçırmaz ancak maçın ikinci yarısını hatırladığı görülmemiştir. Maçın
skorunu genellikle ertesi gün öğle vakti buzlu limonlu soda içerken (başında
buz torbası) telefonla öğrenir… Sirtakisini ise son notasına kadar icra
eder… İyi çocuktur… |
|
Ebru
KARAYILMAZ SEFER
Benzerini (hatta
bazılarına göre kolonlamasını) büyüttüm… Çok iyi tanıyorum onları… Koca
yürekli… Yüreği de güler o gülerken. Hiçbir detay kaçmaz gözünden… Bana göre
zor büyürler, kocaman olsalar da… Sırıl sıklam naiftirler… Damarlarına
bastığınızda Amazon… İleri düzeydeki duygusallıkları çoğu kez kendi
kendileriyle boğuşmalarına yol açar. Dostluklarına paha biçilmez…
Şimdi bu canımın bir de
bebeği var… O, şimdi anne… O cimcime de annesi gibi sevecek dansı…
Muhtemelen Ebru Öğretmen'in elinde yetişir annesi gibi… İki kuşak bir
öğretmen!… Bizim oğlanla da can dostu olurlar… Belki dans partneri bile
olurlar haspalar… Ne enfes olur… Biz Ebru'yu tanıyıncaya kadar diş
doktorlarına sempatiyle bakamamıştık… Bizi bu konuda düzeltti… Dans eder
gibi zarif yapıyor işini… Bravo O'na…
Dansla ve dans eder gibi
keyifle yaşasınlar… Hak ediyorlar…
Hem de fazlasını… |
|
Yener
SEFER
Benim masal
kahramanım… Böyle iyi insan masallarda kaldı diye düşünürdüm… Yok, gerçek
öyle değilmiş… O, sahiden var… Demek istediğimi anlatmak için çok uzun
yazmam gerek, bu da buranın işi değil… Size bir öneri; Yener ile tanışın ve
ne demek istediğimi anlayın… Benim derdimi ifade etmekteki sığlığımı da
böylelikle kavrayacaksınız… Böylesine temiz bir yürek, böylesine tertemiz
bir bilinçle yüz yüze gelmek, insana yaşam sevinci veriyor…
“Yok! İnsanlıktan ümit
kesilmez” diye bir sevinç kaplar içinizi…
Dansçılığı da aynı kişiliği
gibi…
Duru, sade, temiz… Vakit
kaybetmeden tanışın Yener'le… |
|
Zeynep
ÜNLÜ
Zeynep'in, eşi Ergün
Bey'in olduğu gibi, çok meşhur bir akrabası var mı yok mu bilemiyoruz… Zaten
Diyojen-Ergün ikilisinden daha cevvalini de bulması olanaksız… Ayrıca daha
meşhur, bir Obama var, o da Kenya kökenli… Tangoyu çok sevdiği gözlerinin
içinden okunuyor… Bu dans artık O'nun kişisel malı… Ergün'le uyumları gayet
iyi… Sağ kaşını hafif kaldırarak eşine baktığında, bu ikiliyi yakından
tanımayanlar, Ergün'ün tansiyonunun aniden yükseldiğini zannederler… Hâlbuki
öyle değil… Tansiyonla alakası yok… Şekeri düşer Ergün'ün o durumda ve
bundan dolayı da köşesini arayan abandone boksör gibi atar adımlarını…
Zeynep'in şeker ayarlama konusundaki ustalığının onların danslarına ayrı bir
tat kattığını söyleyenler de az değil… Bir ömür aynı tat da dans etsinler ve
aynı tat da yaşasınlar… |
|
Ergün
ÜNLÜ
Sinoplu Diyojen'in
yakın akrabası… Her ne kadar “Valla ben rahmetliyle arkadaş gibiydim” dese
bile, Diyojen'in aynı kanaatte olup olmadığını bilemiyoruz… 1 Mayısın tatil
olmasına çok sevindi… Haklı… Onunla aynı düşünceleri paylaşıyoruz… Bu yeni
durum karşısında bize ikide birde “Tatil günü eski otomobil lastiği yakmak
acaba valilik tarafından nasıl karşılanır?” diye sorup duruyor. Ne alaka
yani… Sorunun esbab-ı mucibe' sini anlayamayışımızın nedenini, bizim felsefe
konusundaki fukaralığımıza bağlıyorum… Tango ustası olmakta çok kararlı ve
becerir de bunu… Bu danstaki ifadesi yeryüzünün tüm feminist hareketleri
açısından tartışma konusu ediliyormuş… Bi izleyin, varsa tartışılacak bir
yan, bize de bildirin… |
|
Erdal
KILIÇ
Aslında bir
Arjantinliyi fıtık edercesine tango yapar ancak bu yıl bu performansını solo
olarak icra edemeyecek… Ciddi bir sakatlık yaşadı… İnşallah yakında
sağlığına kavuşacak… Aynı sakatlığı geçmişte biz de yaşamıştık. Ancak ben
oturmakta zorlanıyordum. Sonra acıyı kestim ve (biraz da beyaz peynir ve az
rakı sayesinde) durum tekrar normale döndüydü… Şimdi de bir Grek'i sinir
edercesine Sirtaki yapıyor. Amacı iki ülke arasında gerginlik yaratmak
değildir. Ticari becerisi de aynı dansı gibidir. Bir gösteri sırasında sahne
almaya hazırlanırken kuliste telefonla tavuk sattığına tanık oldum. Hem de
kuş gribi çok güncelken… Krizi fırsata dönüştürecek yegâne şahsiyettir
gözümüzde… Bir de enfes bir dost… Eren'in babası Erdal… Tabii Yaren'in de… |
|
Meral
KILIÇ
Gerçekten çok usta
bir tangocu… Laf aramızda Erdal'ı Arjantinlileştirenin o olduğu kanaati
bizde de ağır basar… Duyarak, hissederek dans eder… Sizin anlayacağınız,
kızının anası… Elinden gelmeyen ne vardır, merak eder dururuz hep… Pırıl
pırıl bir iç dünyası vardır. Dayanışması, dostluğu tangosundan da enfestir…
İçinde yetiştiği ailesi bize göre öyle her yanda rastlanacak türlerden
değil… Hepsi birbirinden değerli… Erdal'ın sakatlığı geçer geçmez yine
tangosunu izleme şansına sahip olacağız…
|
|
Erdal
ALTAN
Söze önce iştahından
başlayalım. Bu konuda A.B.D.'ye benziyor… Ama sadece bu konuda… İki fili on
dakikada gövdeye indirir, hazmetmek için üstüne de iki Nil Timsahını
götürür… 1 Mayıs'ta bizi satışa getirdi… Halbuki onunla anlaşmıştık…
Taksim'e elimizde onun usta ellerinden çıkmış “bilardo istekalarıyla”
çıkacaktık… Böylelikle dünyanın tüm bilardo sevenlerinin de dikkatini
Taksim'e çekecektik… Hatta kendisi bu doğrultuda bir slogan bile türetmişti:
“İsteka sadece bilardo masasına ait değildir”!...
1 Mayıslar bitmez…
Şimdi Sirtaki ustası…
Dansın da sonu yok…
Öyleyse gelecek 1 Mayıs'a
kadar sabredeceğiz... |
|
Zeynep
ALTAN
Mutfakta çok yaratıcı
olduğunu düşünüyoruz… Yaratıcı ve çok seri olduğu muhakkak… Yoksa bir yanda
Begüm, bir yanda Öyküm ve en tehlikelisi de Erdal olmak üzere üç güçlü
iştahla baş edemezdi… Erdal'a dansı sevdirdi diyemeyeceğiz, Erdal zaten dans
etmeyi seviyormuş… Ancak onun uzun yıllar bu yanını kendisinden gizlemesine
içerlemiş gibi geliyor bize… Ne demişler: “Kısas'a Kısas”! Şimdi Erdal'ı
baleye başlatacak… Başlata bilir mi?Kahin değiliz, ancak bu soruya yanıtımız
çok kısa… Surely! |
|
Farzat
REZAEİ
Şampiyon Kokoreççisinin tüm
şubelerinde hakkı vardır… Ortak olarak değil elbette… Kamu adına oraların
kalite kontrolünü bir vazife telakki ettiğinden… Bu konuda Ebru Hoca'nın da
açık desteğini alır… Önceki yıllar, içine hiç sinmese de yurtdışı
seyahatlerini tek başına yapardı… Artık bu seyahatleri mailece icra
ediyorlar. O sıkıcı ve zorunlu seyahatler artık O'nun için birazcık olsun
çekilir hale gelmiştir sanırız… Akredite kaynaklardan bize ulaştığı
kadarıyla Çarşı grubunun Chomsky'siymiş… Ancak O'nu çok sinirlendiren:
“Obama başkan, Sivas Spor şampiyon” sloganına karşı istenilen stratejiyi
ortaya koyamadığı söyleniyor… O'na bu konuda sıkıntı veren şeyin Denizli'nin
futbol felsefesinde yattığını düşünüyoruz… Kriz zamanıdır kimse ekmeğinden
olmasın diye düşündüğünden eminiz… Allahtan milonga işi ortaya çıktı da bu
konudaki haksız eleştiriler karşısında kontrolü elden bırakmadı… Sohbetine
de dostluğuna da doyum olmaz… Anadan doğma dansçıdır… Anadan doğma
sanatçıdır... |
|
Roshan
RAHİMİAN
Neredeyse tüm
giysilerinin arkasında “Super Gırl” yazıyor… Son İngiltere seyahatinden
sonraki giysilerinde… Seyahat O'na yaradı… Kendisinden yıllar önce altı
paragraflık bir çeviri yapmasını rica etmiştik, yarısını bitirmiş… Cevval
kız! Enteresandır, yıllardır gözü Milonga'daymış ve bize bunu söylememiş…
Allahtan bu arzusunu bir rastlantıyla öğrendik… Elbette kabak Farzat'ın
başına patladı… Gerçi Farzat hareketi sever… Daha doğru bir ifadeyle
söylersek sevmek zorunda kaldı… İyi de oldu yani… Bir dahaki seyahati hangi
ülkeye olur onu bilemeyiz ancak Deniz Che'yi de onların takıma kaydırmayı
düşünüyoruz… Bu fikrimize itirazı olmaz… Bu fikriyata Deniz Efendi ne der
onu bilemeyiz… Ancak söz konusu Roshan teyzesiyse pek “hayır” demeyeceğini
düşünüyoruz… Çeviri de biter bir gün… Umudumuzu yitirmemiz için hiçbir neden
görmüyoruz… Ama milongası bitmesin… |
|
Zuhal
YÜKSEL
O iki kızla uğraşmak O'nu
yormuyor. Ancak öyle bir afacan eşi var ki, işte onu büyütmesi oldukça zor.
Halı sahaların en haşeresiyle evli… Kolay değil… Her Salı kolu-kanadı yaralı
gelir eve… Pansumanıydı, psiko terapisiydi, masajıydı hepsi Zuhal' in
üstünde… Bu Zuhal' i tanıyanlar İlayda'yı nasıl dünyaya getirdiğini
bilirler… Tangodan doğumhaneye gittiğini iyi hatırlarlar… Ancak kız, o
haşarı oğlan yüzünden ağız tadıyla kaş çatık bir tango icra edemedi… Çünkü
adam muzur… Habire kızı şaşırtır durur. Allahtan Ebru Hoca başlarındaydı da
bu haşarılık diğer çiftlere sirayet etmedi… Ancak Zuhal çok şanslı bir
insan… Sıkılmaya hiç zaman ayıramayacak bir ömür… Bir ömür keyifli bir
yaşamı hak etmiş, pırlanta kalpli bir kadın… Hep birlikte şen yaşasınlar... |
|
Uğur
YÜKSEL
Bizin oğlanın en
samimi arkadaşlarından… Allahtan kötü alışkanlıkları yok… Yoksa bu
arkadaşlığın kesinlikle karşısında olurduk… Ama muzur mu muzur… Bizim oğlanı
baştan çıkarır mı, yoksa bizimkisi O'nu Sierra Maestra'ya mı çıkarır,
şimdilik bilemiyorum… Bir bit yeniği sezersem hemen yakasına yapışacağım…
Sirtaki aslında oldukça karakter bir dans ama bu adam işin içine girdi
gireli sanki orada bir başkalaşma varmış gibi geliyor bana… Şimdilik tam
çıkaramadım ne olup olmadığını ancak, yakında çözerim işi… Ayça'yı da
şaşırtıyormuş evde tiyatro çalışırken… Allahtan Ayça sorumluluk bilinci
yüksek bir çocuk… Uymaz babasına… Çaresi yok, O'nu el birliğiyle yola
sokacağız… Bu işi bizim oğlana devredeceğim olmazsa… Hiç yaşlanmaz… Yaşlanıp
da ne yapacak… Hep böyle şen kalsın… |
|
Çetin
ÖZDEN
Boyuna posuna bakamam
başkaları gibi… Yaşına başına da… Bizim oğlanın ikinci dostu… Çekirdekten
yetişme emekçi… Torna sanatçısı. Şimdi O'ndan enfes bir dans sanatçısı
çıkacak… Çıkmazsa sakallarımı keserim… Çıkmazsa Laban yanlış… Bilirim ki
Laban bu mevzuda kesinlikle doğrudur… “Her insan dansçıdır”.! Bunu yanılmak
için söylemedi Laban… 15 yaşında bir oğlan çocuğu gibi naif… Yüreğini
atomize et, tek bir leke bulamazsın orada… Süper Loto'da direkten dönüp
beş'te kaldı… Böyle bir dost edindiğimiz için altıyı biz yakaladık… Altıyı
yakalasın zengin olmaz… Zaten bunu aklından geçirmez… Zengin eder, zengin
olmaz… Zaten o yürekle, zengindir O… Şen yaşasın… Çok yaşasın… Mutlu
yaşasın… Oğlumun dostu… Benim kardeşim… Canımız... |
|
Mehtap
ÖZDEN
Sakin kız ama bizim
şoparın kadehlerini sayıyor gibi geliyor bize… Sakin ve şanslı kız… Hayat
O'nu da kavurur… Dirayetli kız… Güzel anne, güzel eş… Tam da Çetin'e göre…
Sever; iyi, güzel ve doğru olanı… Emekçi kız… Kızına meftun… Mutlu olmayı
esas alan bir kız… Mutlu da bize sorarsanız… Mutlu kalsın, şen yaşasın, çok
yaşasın… |
|
Ahmet
Fethi YILDIRIM
12 Eylül
mezunlarından… Alnının akıyla mezun olmuşlardan… Her yıl söylediğimizi bir
kez daha tekrarlayalım: Yurdum insanının temel özelliklerindendir stereo tip
olmak… Ahmet ise tam tersi… Nev-i şahsına münhasır bir kişilik… Oto
didaktik… Çalışkan ve cesur… Tangoyu hem teorik hem de pratik olarak çözmüş
bir dansçı… Evet dansçı! O'nun çevirmen, devrimci, iyi baba, harika dost
gibi bireysel boyutlarından biri de dansçılığı artık… Dur durak bilmez… Hoş
görüsü ve empatisi oldukça güçlü ve dinamiktir… Yaptığı her şeyin hakkını
verir… Bir dansçıda pek görülmeyen şeylerdir bunlar… Geleneksel dansçılığı
darmaduman etmiştir… Ayaklarına sağlık…Ancak bu yıl Ahmet'i de sakatlığı
nedeniyle solo yaparken izlememiz mümkün olamayacak..Yazık bize! |
|
Meliha YILDIRIM
Tencere yuvarlanınca
neyi bulursa öyle olmuş… Dostluğuna gözünüzü kapayıp güvenebilirsiniz…
Felsefe öğretmek işi gereği zannetmeyin… Kişiliğinden kaynaklanır… Tangoyu
da felsefenin penceresinden bakarak kavradı… Danstaki ifadesinin
gerçekçiliği buraya oturur. Duyumsamadan ifade etmek olanaksızdır…
Duyumsamadan taklit edilir… Sahiden tango yapıyor… Dostluğu da, anneliği de,
ilericiliği de aynı şekilde, sahiden… İçten ve fedakâr insan… Az
bulunurlardan…
Öğrencileri çok şanslı…
Farkındalar mı bilmem… |
|
Haluk
SIRMA
Bizim Spaku… Bana
kalsa bilgisayar uzmanı olur… Tüm dünyaya yeni sanal oyunlar hediye eder…
Böylelikle beni de sinir eder…
Tiyatroyu benim kadar seviyor
herhalde… Benden iyi becerdiği açık da, benim kadar ciddiye alıyor mu
bilemem…
Mecburen birkaç baltaya sap
olacak… Artık koca bir delikanlı oldu…
Sporcu olacak, bir…
Sanatla uğraşacak, iki…
Büyük ihtimal, bunların yanı
sıra bilişimci olacak, üç…
Yalnız, bizim açımızdan Spaku
kalacak, dört…
O Fenerli ancak Deniz
Barcelonalı…
Bunu da sindirecek…
Barca'lı kardeşi var
anlayacağınız…
Şanslı adam… |
|
Ceylan
YALKIN
Bizim köyün en
ilginci… Che'nin en sevdiklerinden ve ablası… Abla olmak kolay değil…
Müfit'in bana mirası… Miras hak! Bizim çocuğumuz… Gel, bunu sen O'na anlat…
Günde yarım saat mehtaba karşı tokatlasam doymam… Dans ustası… Bu genç
yaşına rağmen usta… Kolay değil bu… Bana sorarsanız, benim
mükemmeliyetçiliğimi taşıyamaz… Taşısın isterim tabi… Dünya bana göre
dönmüyor… Ben, O'ndan çok şey bekliyorum. Benim egoizmime belki de takoz
oluyor… Usta işi kavradı dansı. Müfit'imin bana mirası… Mutlu olsun
istiyorum. Hele olmasın… Ben ve Che gırtlağını sıkarız… Ebru ise O'nu
gebertir… Mutlu ve nitelikli olacak… Başka yolu yok! |
|
Ebru
SIRMA
Dilinden düşürmeyeceği
bir “nefes” var şimdi… “Gel gör beni aşk neyledi!”
İnsan aşk yaşar, onu bekler…
Taşıyabilir mi taşıyamaz mı onu bilemez… Öyle bir adamın aşkının
mahkûmiyetine uğradı ki, şaştı kaldı… Her şeyi, tüm kimyası değişti… Adamın
gözü uyurken bile aşkında… Adam öyle cins çıktı ki, dört kol sarılır O'na…
“Ulan aşk dediğinin de bir ufak fasılası olur yahu” dedirtti O'na… Herif
öyle aşık ki anasına, şaştık kaldık… Kıraathane felsefesine göre,
“keseceksin memeyi, haddini bildireceksin herife”, pek de vulgarca bir şey…
Sorun, “sevgiyi, aşkı yaşatacaksın adama” da yatıyor… O da bunu yapıyor…
Hocalığına gelince:
Bizon öküzüne bile bale
yaptırır… Eserin adını da “Boğa Gölü Balesi” koyar… Yeryüzünde
anlaşamayacağı tek çocuk yok… Ana olduktan sonra hocalığının niteliği çok
doğal olarak, kamil oldu… İyi de oldu… Şimdi “aşk emektir” i iyi anladı…
Kolay değil Che'nin anası
olmanın şerefini yüklenmek… Evelyn Reed'in Orta Doğu Şubesinin sorumluluğunu
yükleniyor… Yüklenecek, yüklensin…
“Akıl bağımsız, eylem özgür!”cülerden…
Söyledik ya Che'nin anası… Şen yaşasın… Çok yaşasın… Aldırmasın teferruata…
Oğlu gibi olsun… Öyle zaten de, daha da ters olsun… Bundan hem âlemi nisvan,
hem insanlık, hem sanat hem de oğlu karlı çıksın… |
|
Deniz
Che YEŞİLTAŞ
Her şeyimiz…
Aklımız, yüreğimiz…
Umudumuz, onurumuz,
şerefimiz…
Yağmurumuz, mevsimimiz,
evrenimiz…
Mahirimiz, Denizimiz, Che'miz…
Soluğumuz, rüzgarımız,
nefsimiz…
Oğul, oğul, oğlumuz…
Petek, petek balımız…
Yüreğimiz, ufkumuz,
yoldaşımız…
Dermanımız, fermanımız,
kavgamız…
Oğul, oğul, can oğul…
Mahir oğul, Deniz oğul, Che
oğul…
Emek oğul, yoksul oğul,
devrim oğul…
Umudumuz, onurumuz,
şerefimiz…
Mahirimiz, Denizimiz, Che'miz…
Aklımız, yüreğimiz…
Che'miz…
Sizin anlayacağınız, bizim
oğlan…
Che'miz…
Denizimiz…
Her şeyimiz… |
|
►
Başa Dön |
|
Halaskargazi Cad. No:182/2
Osmanbey - Şişli - İSTANBUL Tel: (212)
219 4548
info@sirmabaledans.com |