“Flamenko”nun sözcük anlamı üzerine bir sürü söylenecek şey vardır.
Ricardo Molina’ya göre (ki bu zat bu işi en çok kurcalayan şahsiyetlerin
başında gelir) bu arayış Arapça içinden başlatılmalıdır.
“Flahmen ikum” (köylü) veya “Felag-mengu” (gezgin köylü) gibi
sözcüklerden türetildiğini düşünür Ricardo Molina bu sözcüğün. “Oradan
mı yoksa buradan mı” türetildi tartışmaları devam ededursun Flamenko
sözcüğü 18. yüzyıldan bu yana çok geniş bir kültür coğrafyasında
“Çingene” ile eşanlamlıdır.
Aslında artık bu sözcük İber yarımadasında yaşayan bir kesim halkın
yaşam tarzını anlatır olmuştur…
Her ne kadar Flamenko’nun bugünkü anavatanı İspanya’nın Endülüs’ü ise de
belki de bunun doğrusu Endülüs’ün bir tarihsel sürecin son durağı olarak
tanımlanması olacaktır.
Flamenko’nun macera dolu süreci kimilerine göre M.Ö. 900-700’ler arası
Hindistan’dan devasa bir göçle başladı. Hindistan’dan yola çıkan
“demirci” kabileler yaşadıkları dağlık yörelerden batıya doğru
ilerlemeye başladılar. Özellikle “Pencap” yöresinden yola çıkanlar
arasında “demirciler”den başka hayvan tacirleri, müzisyenler, ip
cambazları ve topluluğun doğal üyesi olan dansçılar yer alıyorlardı.
Göçün birkaç rotası vardı. Bu rotalardan biri doğrudan Asya’dan
Avrupa’ya geçip, burada da İber yarımadasının değişik yörelerine doğru
oldu. İkinci rota ise Kuzey Afrika’dan (Mısır’da dahil) geçerek şimdiki
Fas’a geldiler ve buradan da Cebelitarık’tan güney İspanya’daki Endülüse
ulaştılar. Bu grup “Cale” diye adlandırılan en meşhur gruptu. “Cale”
(siyahi)ler hem dış görünüşleri açısından yöre halkına benziyorlar hem
de rotaları boyu içinden geçtikleri toplulukların yaşam
alışkanlıklarından etkilenerek ve onları etkileyerek Endülüsde toplumsal
yaşama kolay entegre olmuşlardır. Bu sıralar Endülüse egemen olan İslam
İmparatorluğunun toleranslı kültürü bu insanların toplumsal yaşama
intibaklarını kolaylaştırdı.
Öncelikle bir müzik ve dans türü olan Flamenko’yu ortaya çıkartan
dinamikler kabaca şunlardı.
(1) Hint-Pencap (Punjabi) şarkı geleneği
(2) “Zyriab” denilen Fars şarkı türü
(3) Endülüs İslam İmparatorluğunun, “Klasik Endülüs Orkestra” geleneği
(4) Yahudi Sinagog ilahi tarzı
(5) Arap “Zambra” ve “Zarcyan” müzik biçimleri
(6) Barı Afrika’nın, diğer bir deyişle yeni köle, yani Güney Amerika
sömürgelerinin müzik türleri
(7) Hindistan’ın Kathak, Manupuri, Kathakali ve Bharata Natyam dans
elementlerinin yeni kültür alanında yeniden şekillendirilmesi… Elbette
Fas yöresinin “Shikhate” dansının bu noktada unutulmaması gerekir.
(8) Bizans ve Arap şarkı felsefesi ve içeriğinin de bu konuda altı iki
kez çizilmelidir…
Yani Flamenko başlı başına söz, müzik ve danstan oluşan eskimeyen,
sürekli kendini yeniden üreten bir sanatsal fenomendir. Flamenko bir
grup dansı olduğu kadar bir “solo” danstır da. “Meşru olarak 16.yüzyılda
doğmuştur.”
Klasik gitar(lar) ve kastanyetler eşliğinde ve ritmik el çırpmalarla
icra edilen Flamenko’nun bir çok türü vardır. En temel türler ise
şunlardır:
Granadinas (Grenada türü)
Malaguenas (Malaga türü)
Rodenas (Ronda türü)
Sevillanas (Sevilla türü)
Flamenko dünyasının tartışmasız en büyük ismi 67 yaşında 2004 yılında
ölen Antonio Gades’tir. Tüm dünyada bu dansın sevilmesine ve
yaygınlaşmasına ustalığı ve karakteriyle etki etmiş bu büyük sanatçı,
İspanya iç savaşında faşist Franco’ya karşı mücadele etmiş sorumlu bir
devrimciydi…